Can, ne kadar kıymetli olduğuyla değil, sizin onu ne kadar önemsediğinizle ölçülen bir şeydir. Kimi için can bir pul değerindedir, kimi içinse dünyalara değişilmez. Hiçbir varlık, canına değer verdi diye suçlanamaz ama vermedi diye de utandırılamaz.
Üstü başı kan içinde, toza toprağa da fazlaca bulanmış Pir Muhammed yorgundu. Böyle insanların uyumadığı, yemek yemediği, hatta dünyevi hiçbir şeyle işinin olmadığı zannedilir. Onları daha ilk görüşte tanırsınız. Kararlıdırlar, karar alırlar, güvenilirdirler, güven verirler, dinlenmek için değil, daha fazla anlayabilmek için uyurlar, rüyalarında bile davalarına sadık kalırlar. Genellikle arkalarında daha derin acılar bırakmamak için hiç evlenmez, çocuk sahibi olmaz, yalnız geçirirler hayatlarını, ihanet etmezler ama hainliğe hep hazırlıklıdırlar. Tarih onları yazmaz, yazılmak için yaşamazlar.
Canı damarlarından ağır ağır akarken, belki de beni düşündü. Erkekler geri dönüşü olmayan zamanlarda düşünür dişileri. Dişilerse erkeklerini her an. Böylece ölüvermişti.
Kalan son süt dişlerini de kendi eliyle sökmeye hazırlanan bir çocuk gibiydi Otlukbeli. Ağzının içi birazdan bomboş ve etten ibaret kalacaktı. Birbirine bir anda çarpan askerlerden kalkan sesleri yükseldi önce. Sonra rastgele sallanan kılıçlar, rastgele bedenlere saplandı. Bu çınlamalara bakılırsa, savaşan askerler değil, kılıçlardı. Bağıran da. Kılıçlar önce havada beliriyor, ardından bağırıyordu. Otlukbeli'nin dişleri dökülüyordu.