"Senin şu insanlar," dedi Küçük Prens, "aynı bahçeye beş bin tane gül dikiyorlar... Ama bir türlü bulamıyorlar aradıklarını..."
"Bulamıyorlar," diye yanıt verdim...
"Oysa bir tanecik gülde, bir avuç suda olabilir aradıkları..."
Dedi ki sonra:
"Gözler kördür, yürekle bakmak gerek."
Ufacık tomurcuğun günden üne büyümesine tanıklık eden Küçük Prens, vakti geldiği zaman mucizevi bir güzellikle karşılaşacağını hissediyor, ama bizim çiçek, yeşil köşkünden bir türlü çıkmak bilmiyor, süslenip püslenmekten kendini alamıyormuş. Renklerden renk beğeniyormuş sabahtan akşama kadar. Aheste beste giyinip kuşanıyor, taçyapraklarını birer birer düzeltiyormuş.Gelincikler gibi paspal vaziyette çıkmak istemiyormuş gözler önüne. O, gözleri cazibesiyle kamaştıracağından emin olduğu vakit çıkacakmış! Pek işveli bir şeymiş! Perdeler ardında, kimselere görünmeden süslenirken günler günleri, haftalar haftaları kovalamış, neyse ki günün birinde, nihayet, sabah güneşi göğe doğru yükselirken, bizim güzel lütfetmiş de arzı endam eylemiş! Allanıp pullanmalara doyamayan kendisi değilmiş gibi esneyerek demiş ki: "Ay! Saçım başım da pek dağınık... Kusuruma bakmayın lütfen... Yeni uyandım da..."