Öncelikle bu kitabı okumaya karar verdiyseniz kadın düşmanlığı ve kadının objeleştirilmesi, pedofili söylemler, tecavüz söylemleri ve gerçekleştirimesi, aldatma, uyuşturucu, cinselliğin sürekli olarak öne çıkması ve detaylandırılması, ahlaki çöküş ve bir adamın sayfalar boyunca boş konuşup çok önemli şeyler söylediğini sanmasına toleranslı biri olmalısınız.
Kitapta geçen çoğu olay sadece yazarın şok etkisi yaratmaya çalışması ve bunun için kolaya kaçarak insanların genelini rahatsız edecek her şeyi açık seçik anlatmasıyla geçiyor. Kitabı okuduktan sonra kitabın bahsetmeye çalıştığı bakış açısı ve felsefeden öte, aklınızda kalan tek şey bi rahatsızlık hissi ve şok etkisi için konmuş aşırı fazla sayıda bulunan sahneler oluyor. Bu sahneler ilk başta etki gösterse de ilerleyen sayfalarda sizi etkilemeyi bırakıyor ve anlatımın olduğundan daha da sığ hale gelmesine sebep oluyor.
Karakterimiz bir psikiyatr olmasına rağmen kendisinin kafayı yediğini fark edemiyor ve zar atarak hayatını sürdürmeyi bi tür özgürlük ve canlı olma hali zannediyor hatta bunu öyle bir anlatıyor ki sanki çağ açan yeni bir fikir keşfetmiş sanırsınız. Halbuki üstüne biraz düşününce karakterin söylediği ve savunduğu her şey anlamsız, saçma ve pratikte mümkün değil. (Eğer karakterimiz gibi istediğinizi yapacak kadar paranız ve birden fazla kişilik bozukluğunuz yoksa tabii.)
Hatta bazı noktalarda Hz. İsa'nın sözleri diyerek bahsettiği alıntılarla bu felsefeyi başkalarına aşılamaya çalışması tıpkı bir tarikatçi tarafından tarikata çekilmeye çalışıyormuşum gibi hissettirdi. Ki bu histen yapabileceğimiz çıkarım da karakterimizin duygusal boşlukta bulunan ve napacağını bilemeyen insanları hedef alması, tıpkı bir tarikatçı gibi.
Kitap aynı zamanda gereksiz uzun. Çok daha usta bir yazım tarzı ve aktarım