Hazret miladi l876 yılında İstanbul Vefa'da doğdu. Süleymaniye Medresesi müderrislerinden Kütahyalı Hoca Abdurrahman Efendi'nin oğlu olan Sarı Er Hüsnü Efendi, Rıfaiyye'nin Sayyadiyye koluna mensup olup Sivas'ta ikamet eden Rifaî şeyhi Abdullah el Haşimî'den miladi l900 yılında hilafet aldı. Kadiri hilafetini ise Hz.Ahmed Süreyya Emin Efendi'den almıştır.
Hz.Süreyya buyuruyorlar ki; "Nur-u Osmaniye camisine gittim. Cuma namazı kılacağım. Mahfildeyim. Tekbir aldım. Bir de baktım, ne kadar namaz kılan insan varsa .....
Cem ul-Cem makamı velâyet makamları içinde bir dönüm noktasıdır. Manevi yürüyüş ve yetişme (sulûk) artık belli bir makama ve olgunluğa gelmiştir. Temkin makamıdır. Dünya nizamı ile manevi nizamı “dengede” götürür. Yani Hakk aynasında halkı görür ama halk aynasında da Hakk'ı görür.
Hakk yakınlığı bulmak olarak tarif edilmiş olan bu makam maneviyat yolcusu için bir dönüm noktasıdır. Bir insanın bir mürşid-i hakiki eli tutuncaya kadar malum bir hayatı vardır. Bir mürşid-i hakiki eli tuttuktan sonra ise ona manevi bir hırka giydirilir ve başka bir hayatı olur. Nihayet -nasip olur da- Hakk'ı bulursa bambaşka bir hayat başlar.
Hz.Süreyya'nın riyazat ve ibadet hali için Hz.Ahmed Amiş Efendi şöyle buyurmuştur:" Evliya ruhları senin Hakk için yaptığın riyazet ve ibadet haline mahçup oluyorlar, gıpta edip zamanlarında neden daha fazla çalışamadık diye esef ediyorlar