Diğer insanlardan ayrı olarak sana bakılması, senin benimsenmen ,senin tercih edilmen ve bir sırrın ortağı olmak... İşte bu sevdanın,ilk adımı değil miydi?
O gün, o an, geri dönülmez bir şekilde, sevdanın çalkantılı sularına, bilinmez bir denize demir atmıştı, evet teslim olmuştu, bu teslimiyet bir yenilgi değil, bilâkis varoluşsal bir zorunluluk, derin bir kabullenişti.
Öyle bir karşılaşmaydı ki bu , güzelliğin; çok kullanmaktan yıpranmış, yetersiz sözcüklerle tarif edilemeyeceği , dilin âciz kaldığı bir zirveye yükseldiğini hissetti.