Her insan, kendisini artık görmediğimiz zaman yok olur; sonra bir daha göründüğünde, yeni bir yaratıdır artık;
bir öncekinden, belki de öncekilerin hepsinden farklıdır. Çünkü bu yaratılarda en az iki çeşit mevcuttur. Canlı bir bakış, atılgan bir tavır hatırlıyorsak, kaçınılmaz biçimde bir dahaki görüşmede adeta
baygın bir profil, dalgın bir yumuşaklık, bir önceki hatırada ihmalettiğimiz şeyler bizi şaşırtacak, yani neredeyse bir tek onlar dikkatimizi çekecektir. Hatıramız yeni gerçekle yüzleştiğinde, hayal kırıklığımızı veya şaşkınlığımızı belirleyecek olan, yanlış hatırladığımızı bize haber vererek gerçeğin düzeltilmesi gibi gelecek olan, budur. Çehrenin bir önceki defa ihmal edilmiş olan ve bu yüzden de bu kez en çarpıcı, en gerçek, en doğrultucu olan yönü de, sırası gelince tahayyül ve hatıra konusu olacaktır. Bir daha görmeyi arzuladığımız şey, baygın, yuvarlak bir profil, yumuşak, dalgın bir ifade olacaktır. O zaman da gelecek sefere, bir kez daha o delici gözlerdeki, sivri burundaki, gergin dudaklardaki irade, arzumuzla nesnesi sandığı şey arasındaki sapmayı düzeltecektir.