Bir kimsenin oldukça yüklü bir parası çalınsa, eğer çalınan para bir zengine aitse vicdanımız başka, fakire aitse başka etkileşim altında kalır. Suç aynı olduğu halde vicdanımız daha çok fakirden yana sızlar. Yok eğer bu para umuma ait bir kasadan alınmışsa vicdanımızda. ayıplama dışında, hiçbir etki bırakmaz. Çünkü, umumi sandık ya da devlet hâzinesinin soyulmasının karşısında bizi acımaya sevkedecek somut bir obje yoktur. Fakat eğer çalınan para
yetimlere, yoksullara ait bir sandıktan çalınmışsa, paranın miktarına göre vicdanımız ayaklanır. Çalınan paranın miktarı, hırsızın niteliğine göre bu kin ve nefret sınır tanımaz bir şiddet ve hiddete dönüşür. Schopenhauer’a göre böyle bir insan zalimliğin, vicdansızlığın, utanmazlığın mutlak bir simgesi ve insan türünün en büyük ayıbı sayılır.