Ve belki de bizim en büyük kör noktalarımızdan biri de budur. Herkesi kendimiz gibi görerek, kendimize duyduğumuz saygıyı daha en baştan başkasına da göstermek.
Hayatın ilk yıllarında yaşananlar kader değildir. Geçmişimizi anlayarak, nesilden nesile geçme tehlikesi arz eden, acı ve güvensiz bağlarla dolu bir mirastan kendinizi kurtarabilir ve çocuklarınız için sevgi ve şefkat dolu bir gelecek bağışlamış olursunuz.
Çocuklarınıza temin ettiğiniz ilişki tür nesiller boyu etkisini sürdüreceğini söylersek gerçekten de hiç abartmış olmayız. Nitekim değer verdiğimiz ve onların da normal olduğunu düşünmelerimizi arzu ettiğimiz ilişki türlerine bilinçli olarak çocuklarımıza verebilirsek, dünyanın geleceğini de etkileyebiliriz.
Yaşadığımız deneyimler beynimizi yeniden şekillendirmektedir. Bunun anlamı da şudur: birisiyle yaptığımız her görüşme, tartışma, şaka veya kucaklaşma bizim beynimizi ve o kişinin beynini kelimenin tam anlamıyla değiştirmektedir. Her birimizin kendi kişisel “ben”imizi başkalarınınkiyle birleştirip bir ‘biz’ olma üzerine yaratılmışızdır.