İkra İrem Demir

İkra İrem Demir
@Demirem_4
Seni tanıdığımda, dilini hiç bilmediğim kimsesiz bir ülkeydin. Sanmıştım ki zamanla öğrenirim lisanını, çözülür harf harf bana. Meğer bu, yanılgıların en büyüğüymüş. Ezbere bildiğimi sandığım her sokak, şimdi yönünü değiştirmiş. Bildiklerim silinmiş, yollar kaybolmuş. Oysa hâlâ her köşede seni arıyorum. Her yol seni gösterir sanırken, hepsi başka bir boşluğa çıkıyor. Ve galiba bu yanılgıların içinde en güzeli de bu: Yenilmiş olmak. Sessizce, kimseye anlatamadan, kendime bile itiraf edemeden yenilmek sana. Bir zamanlar seni anlatabileceğimi sanırdım. Kelimelerle, cümlelerle, yazılarla… Ama şimdi biliyorum ki, seni anlatmak değilmiş mesele. Çünkü bazı insanlar anlatılmaz, sadece susularak anlaşılırmış. Ve ben seni en çok, içimde sustukça anladım.
Reklam
Ne benim alışmışlıklarım değişiyor ne bizim cadde de yanan ışıklar. Misal kırmızı ışık dakikada 100 kere seğiriyor, bozuk sokak lambası 110 kere. Şarkılar kaç dakika da bitiyor sayamadım henüz fakat göz yaşlarım hiç bitmiyor. Sahi, insan hep aynı şeyler için mi biter?
Alıntı
Garip serzenişler içerisindeyim. Uzun bir yoldayım ve hissediyorum; bu sefer bu yollardan son geçişim. Hissediyorum, sana o son sarılışımdı. Artık bu yolların da, yaşayacağım günlerin de bir yarını kalmadı. Ölmek… ne garip bir şey. Aklıma hep yaşayamadığım günler geliyor. Ölümü hissetmek ise daha da garip; aşamadığım dünler düşüyor aklıma. Düşünme dersin düşünmek ölüm kokuyor.