Bir dağın içime çöktüğü vakitti,
gece omzuma yaslanıp ağlıyordu sessizce.
Sen, yarası kabuk tutmayan bir masaldın,
ben ise sonu yazılmamış bir hece.
Saçlarıma sürgün bıraktın ellerini,
rüzgâr bile dokunmaya korktu sonra.
Bir kuş göğsümde can verdi ansızın,
kanadı düştü karanlık kuyulara.
Biz, birbirine geç kalmış iki mevsimdik;
sen kışın içindeki yetim yangın,
ben baharı mezarında büyüten kadın.
Şimdi adın,
duvar diplerinde üşüyen bir dua gibi…
ve ben hâlâ
seni unutmaya değil,
sana dönüşememeye ağlıyorum gizli gizli.