Her ne kadar içimde kanlı bir savaş çıkmış,duygularım ellerinde keskin kılıçlarla mantığımı kesmeye çalışıyor olsa da,yüzüme geçirdiğim takım elbise resmiyeti ve buzdolabı soğukluğu yerini her daim koruyordu.
Bazen kendi düşüncelerim ve korkularım arasında kaybolurum.İçten içe yalnızca aklımda var olduğunu bildiğim bir endişe diyarına hapsolurum.Kaygı çoğunlukla mantıktan daha yüksek sesle bağırır.Sürekli en kötüsünü hayal edip durursanız sonunda gerçeğe dönüşür.
İvan İlyiç onca insanın yaşadığı şu koca kentte,onca eş dost arasında ve onca aile üyesiyle birlikteyken,ne denizlerin dibinde,ne de toprağın binlerce metre altında bir benzeri daha bulunamayacak korkunç bir yalnızlıkla yüzü divanın arkalığına dönük yatarken,yalnızca geçmişin hayaliyle yaşıyordu.