Bana göre yaşamak, sessizliğin içinden geçerek duyulan bir melodidir. Gözünü kalabalıktan değil, bir ağacın yaprağından ayırmamaktır. Kimileri başarıyı adımların hızında ararken, ben bir adım geri çekilip nefes almakta bulurum anlamı.
Dünyanın telaşı, saatin tik takına hapsolmuş gibi: Hep daha hızlı, hep daha erken, hep daha çok… Oysa ruhun ritmi, kalbin nabzıyla akar; ne eksik ne fazla. Zamanla yarışmak, bazen yaşadığını unutturur. Bir yere yetişirken içinden geçtiğin hayatı kaçırırsın.
Ben sakinliği bir zayıflık olarak görmem. Aksine, içsel bir güçtür bu. Gürültüden kaçış değil, neyin gerçekten değerli olduğunu seçebilmektir. Sakin kalmak, her şeyin üzerine çöktüğü anlarda bile kendi merkezini kaybetmemektir.
Bir fincan çayın buğusunda, yürürken çıkan ayak sesinde, bir bakışta saklı duran sevgide bulunur yaşamın özü. Ve evet, bana göre yaşamak sakinlik ister. Çünkü huzur, yalnızca yavaşlayanların fark edebildiği bir ayrıntıdır.