Melisa özhanlı

Melisa özhanlı
@Denizmai
Hemşire
AİBÜ Hemşirelik 4/4
Malatya
26 Ekim 2002
34 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Zaman geçtikçe her şey yoluna girer. Ben inanıyorum ki insanoğlu bu tarihi çevre kirliliğine daha fazla tahammül edemeyecek ve bazı restorasyonlara girişecek. Elli sene sonra İstanbul'da çok büyük gökdelenler yıkılmaya başlanacak. Insanoğlunun idame-ı hayat güdüsüne inanıyorsak bunların hepsi yıkılacak. Zaten tutunamayacaklar çünkü tabiata karşı çıkamazsınız. Bunlar bizi ruhsal bakımdan rahatsız edecek.
Reklam
Yunan İç Harbi de felakettir ve üstü kapatılarak konuşulur. İç savaş, istenen bir durum değildir; hele ki milli bünye için tarihi bir çözüm asla değildir. İşte Orta Çağ'ın taht kavgaları, modern zamanın iç savaşlarıdır. İkisi de eşit derecede kanlıdır. Dolayısıyla millet, şehzadelerini feda eder. Bunu anlamıyor insanlar; bir kardeşin bir kardeşi alelade öldürmesi gibi zannediyorlar. Halbuki bu başka bir olay. Şehzadenin kardeş olarak varlığı, başka tehlikelere gebedir ve üniversal bir problemdir. Vaktaki siyasi meşru cemiyetler kurulur, müesseseler artar, hukuki müeyyidelere uyulacak bir yapı ortaya çıkar, veraset sistemi de o zaman oturur.
Selanik'te tå Bizans'tan kalma kiliselerin etrafı berbat yapılarla sarılmış. Selanik, Selanik olmaktan çıkmış. Osmanlı'nın 1912'de bıraktığı şehirden eser yok. Bütün Avrupa medeniyetinin sembolü, UNESCO'nun amblemini süsleyen Parthenon Tapınağı bugün dökülüyor. Aslında etrafında hiç yapı olmaması gerekiyor. 2500 yıl evvelki Atina akropolü Yunanlığın önemli mirasıdır. Dora Bakoyannis belediye reisi olana kadar Parthenon'un etrafında ciddi bir temizlik bile yoktu. Bizde de aynı durum yaşanıyor. Bursa'nın son otuz yıldaki vaziyeti bir facia. Sorarsanız, göçün artmasını sebep gösteriyorlar ama şehrin sahibi olan Bursalılar duruma niye müdahale etmiyorlar? Göç eden insanlardan evvel, şehrin sahibi geçinenleri sorgulamak lazım.
Bizim gibi ülkelerde insanlar belli bir merkezde eğitim görüyorlar ve tarihe tek yönlü bakıyorlar. Bu beşerî coğrafyasız, eğitimsiz bir tarih yazıcılığıdır. Arapların yazdığı modern Osmanlı tarihinde Türklük yok, Türkçe yok. İsrail ise tam tersini yapıyor; Türkçe öğretiyor, okutuyor. Böyle olunca da tarihte sözünü dinletiyor. Balkanlarda ise Türkçe öğrenmek tarihçiler arasında yeni bir olay. Bugün bir Ortadoğu medeniyeti, 19. asırdaki gibi bir Ortadoğulu entelektüel tipi yok ya da çok az var.
Gelişmiş Batı ülkelerinde günlük siyaset politikalarında ve diplomatik ilişkilerde tarih kurumlarının ya da tarihçilerin görüşlerine başvurulur. Yani siyaset üretiminde bir kaynak-tan yararlanılmış olur. Bu anlamda siyaset-tarih ilişkisini nasıl yorumlarsınız? Şimdi dünyada buna pek başvurulmuyor. Federal Almanya'nın Ankara Büyükelçisi, ünlü tarihçi Ekkehard Eickhoff, başbakanın nutuklarını yazardı. Fakat bir tarihçiye akıl sormak pek görülmüş bir olay değildir. Bunun pratikte gerçekleştirilebilir bir yanı da yoktur. Bir taraftan da siyasetin devamlı tarih eğitimini düzenleme çabası söz konusudur. Lakin bu iyi niyetli, halisane ve hasbice giden aya bir faaliyet olmaktan çıktı. Türkiye'de ve Batı Avrupa'da feci bir eğilim görüyorum. Bir kere tarihe kendi gözleriyle baktırmak istiyorlar ,bunu kabul etmek mümkün değil. Kendi içerisinde de çelişkili önermeler var; mesela Almanya Bavyera'daki demokrasinin daha eski olduğunu söylüyor. Böyle bir yorumda bulunacaksanız buna Britanya demek en doğrusudur. Veyahut Holocaust'u dünyaya yay-mak istiyorlar, Yahudilere yapılanların her yerde olduğunu milletlere öğretmek istiyorlar. Böylece kendilerini arındırmak istiyorlar. Bu yaklaşımları bizim tasvip etmemiz mümkün değil. Bunun gibi taraflı eğitimlerle gençlere tarihi sevdirmek; insanlık ve barış sloganlarıyla mutabık değil.