Ham Pazar'ında etli pilavını çok sevdiğimiz bir dükkana girmiştik nokta siparişimiz hazırlanırken Ben de dükkanın önüne çıkıp video çekmeye başladım. Bir Uygur kadın, tezgahın önünde elinde bir satır almış et doğuruyordu. Etrafındaki kalabalıkta beraber, güzel bir sahne oluşturmuştu.Videosunu çekip arşivleme kaydettim. İstanbul'a döndükten sonra Kaşgar'da çektiğim fotoğraf ve videolara tekrar bakarken, o karede şok edici bir detay ile karşılaştım:
Kadıncağızın et doğradığı satır, zincire benzer kalın bir halatla tezgaha bağlıydı (sonradan izlediğim çok sayıda blogger ve seyyah videosunda da, bütün bıçak ve satırlar aynı şekilde zincirliydi).
hasbelkadar müsaade edilen kesici aletlerle ilgili "Güvenlik"tedbirlerinin zorunlu olduğunu gösteriyordu. Sanki her bir Uygur, eline geçirdiği satırla sokakta çinlilere saldırmaya hazırlanıyormuş gibi...
Bunlara ilaveten, Uygurların evlerinde "normalden fazla"yiyecek depolaması yasaklanmıştı. Normal veya anormalin ölçüsünü doğrudan Çin hükümetinin belirlediğini söylemeye gerek yok sanırım.
Ayrıca hiçbir Uygur,"mantıklı bir gerekçe olmaksızın"dambıl ve ağırlık setleri, harita, pusula, teleskop, uzun halat ve çadır satın almayı hakkına sahip değildi. Tüm bunların alınması bir gün satılması veya kullanılması, bir dizi resmi prosedüre bağlanmıştı. Yasak listesine konulan malzemelerin edinilmesi, Çin devleti tarafından"ayaklanma hazırlığı"şeklinde değerlendiriliyordu.