Zeynep Deniz Aslan

Neredeyse her mezar taşının ve kabrin fotoğrafını çektik. Kaybolup gitmekte olan bir mirasa sahip çıkma ve gelecek nesillere aktarma kaygısıyla yaptık bunu . " Belki de" diye konuştuk kendi aramızda,"bizden sonra buralara yolu düşen başka Müslümanlar, bu mezarlıkları artık yerinde bulamayacak ".
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çin'in cami siyaseti
1949'dan itibaren birbir kısa dönemli kısmı rahatlamaların aranan özellikle son 10 yıldır İslami yaşantısı üzerine basılan yoğunlaştıran Çin'in, cami ve mescitlere yaklaşımda üç ayrı usulü benimsediği görülüyor: 1. Doğrudan yıkım Uydu görüntülerini karşılaştırılması, basıma yansıyan bazı kritik detaylar ve görgü tanıklarını şahitlikleri ile, kahir ekseriyeti Doğu Türkistan'da olmak üzere 2017'den günümüze devlet tarafından yıkılan cami sayısının 8 bini bulduğu biliniyor. Cam yıkımına gerekçe olarak "depreme karşı güçlendirme," " bakım ve restorasyon", "terörist faaliyetleri yataklık edilmesini önlemek," "kentsel dönüşüm," "yol genişletme çalışmaları," "artık ihtiyaç bulunmaması" gibi çok sayıda sözde neden gösteriliyor. Ancak Çinli yöneticilerin herhangi bir gerekçe göstermeden de Cami yıkımına karar verdiği çok sayıda vakada mevcut. 2. İhmal ve Yok Oluşa Terk Gulca'da rastladığımız, yarım bırakılmış bir cami inşaatı. Sağ taraftaki eski caminin minareleri tıraşlanmış ve kapısı da sımsıkı kapatılmış. (Aksu şehrindeki Yeni Pazar caminin kubbe ve minareleri yok edilerek ibadete kapatılmış, bina kamusal mekana dönüştürülmüş.) Cami böyle bir sürü kapalı tutulduktan sonra ya mesela kentsel dönüşüm bahanesiyle tümüyle yıkılacak, ya da restoran, düğün salonu, kamu binası ve benzeri şeklinde kullanılmak üzere istimlak edilecek. Gulca'da Müslüman mahallesi'nin sokak aralarında bir camiye daha denk geldik orası düğün salonuna dönüştürülmüştü mesela. Camilerin beş vakit namaza kapatılması, ihmal ve yok oluşa terk için başlangıç aşaması elbette, sonrası kendiliğinden geliyor. 3. Sinisizasyon (Çinlileştirme)ve mutlak kontrol Turizmi bir gelir kaynağı ve dünyada yönelik bir bütün olarak önemseyen Çin yönetimi, Doğu Türkistan'da özellikle tarihi şehirlerin çok ziyaret
Sayfa 72·Kitabı okuyor
Zincire vurulan cami
Hiç ezan duymadan Birgül camiye gitmeden ve cemaatle namaz kılmadan büyüyen müslüman çocuklar dini ve milli kimliklerini nasıl muhafaza edecek peki? Bu can yakıcı soru, Çin Devleti'nin baktığı yerden, cevabını şöyle buluyordu: iyi ya, radikalliğe ve aşırılığa kaymamış olurlar! Caminin ve namazın Müslümanların birliği ve dirliği üzerinde oynadığı kritik rolü çok iyi kavradığı anlaşılan Çin yönetimi, Uygurların kimliklerinin altıni oynamak için camileri onların hayatından çıkarmakla işe başlamış. Bu hakikat, Gulca'da bir tokat gibi suratımıza çarptı.
Sayfa 71·Kitabı okuyor
Zincire vurulan cami
Evlerin arasından bir gün haritada önceden işaretlediğim bir camiye doğru yürüdük. Merkezi bir noktada, cadde üstünde, büyücek, Bahçeli ve koyu yeşil bir kubbe ile örtülü, şirin bir mahalle kalabalık merkezleri neyse de, böyle sakin ve uzak semtlerdeki mahalle camilerin kapatılması, bilinçli bir politikanın ürünüydü hiç şüphesiz.
"Aile olmak"programı
Resmi adıyla aile olmak programı, Çin yönetimi tarafından 2016'nın sonunda yürürlüğe kondu. "Şincan bölgesinde etnik Birliği teşvik etmek üzere"Uygurların evlerine han çinlilerinden oluşan kamu görevlileri ve komünist parti yetkileri yerleştiriliyor, Bu kişiler Uygur ailelerde sözde "ağabeylik" ve "ablalık" yapıyor. Programın başlatıldığı tarihten günümüze, Doğu Türkistan'daki Uygurların evlerine toplamda en az 1 milyon kişinin bu şekilde misafir olduğu tahmin ediliyor. Evin küçük çocuklarına "akraba"şeklinde tanıtılan Çinliler, tüm vakitlerini uygurlarla geçiriyor. Davetsiz misafirlerin esas görevi, devlete, şu soruların ayrıntılı cevaplarını içeren bir rapor sunmak: -Çin devletini ve Çinlileri seviyorlar mı ? -Sofralarda içki ve domuz eti var mı? -Sofrada dua ediliyor mu? -yemek, temizlik ve tuvalet alışkanlıkları nasıl? -ev halkı ibadetlerini yerine getiriyor mu? -evde dini kitaplar bulunuyor mu? -kadınlar tesettürlü mü? -erkekler sakal bırakıyor mu? -evlerde gizli bölme, dolap veya depo türü yerler var mı? -elektrik ve su kullanımı hangi seviyelerde? Tüm Bu soruların cevaplarını kendi gözlemleri çerçevesinde bulup not eden Çinli görevliler, daha detaylı bilgiler için evin küçük çocuklarına yönelerek, onlara aile büyükleri hakkında sorular soruyor. Çocukların ağızlarından kaçıracağı en ufak detayların bile, büyüklere ciddi cezalar şeklinde dönebildiğini tahmin etmek zor değil elbette. Evlerdeki bu"misafirliğin"süresi, Uygur ailelerin devlet tarafından hangi kategoride ("güvenilir", "az güvenilir", "güvenilmez") sınıflandırıldığına bağlı olarak değişiyor. Nihayetin hazırlanan raporlar ise, bazı Uygur aileler için"eğitim kampına"gidişin yolunu açıyor."radikal"bulunan büyükler kamplara alınırken, onların çocukları da"yatılı okul"tarzında kantara endoktrinasyona tabi
Sayfa 68·Kitabı okuyor