1949'dan itibaren birbir kısa dönemli kısmı rahatlamaların aranan özellikle son 10 yıldır İslami yaşantısı üzerine basılan yoğunlaştıran Çin'in, cami ve mescitlere yaklaşımda üç ayrı usulü benimsediği görülüyor:
1. Doğrudan yıkım
Uydu görüntülerini karşılaştırılması, basıma yansıyan bazı kritik detaylar ve görgü tanıklarını şahitlikleri ile, kahir ekseriyeti Doğu Türkistan'da olmak üzere
2017'den günümüze devlet tarafından
yıkılan cami sayısının 8 bini bulduğu biliniyor.
Cam yıkımına gerekçe olarak "depreme karşı güçlendirme," " bakım ve restorasyon", "terörist faaliyetleri yataklık edilmesini önlemek," "kentsel dönüşüm," "yol genişletme çalışmaları," "artık ihtiyaç bulunmaması" gibi çok sayıda sözde neden gösteriliyor. Ancak Çinli yöneticilerin herhangi bir gerekçe göstermeden de Cami yıkımına karar verdiği çok sayıda vakada mevcut.
2. İhmal ve Yok Oluşa Terk
Gulca'da rastladığımız, yarım bırakılmış bir cami inşaatı. Sağ taraftaki eski caminin minareleri tıraşlanmış ve kapısı da sımsıkı kapatılmış.
(Aksu şehrindeki Yeni Pazar caminin kubbe ve minareleri yok edilerek ibadete kapatılmış, bina kamusal mekana dönüştürülmüş.)
Cami böyle bir sürü kapalı tutulduktan sonra ya mesela kentsel dönüşüm bahanesiyle tümüyle yıkılacak, ya da restoran, düğün salonu, kamu binası ve benzeri şeklinde kullanılmak üzere istimlak edilecek.
Gulca'da Müslüman mahallesi'nin sokak aralarında bir camiye daha denk geldik orası düğün salonuna dönüştürülmüştü mesela.
Camilerin beş vakit namaza kapatılması, ihmal ve yok oluşa terk için başlangıç aşaması elbette, sonrası kendiliğinden geliyor.
3. Sinisizasyon (Çinlileştirme)ve mutlak kontrol
Turizmi bir gelir kaynağı ve dünyada yönelik bir bütün olarak önemseyen Çin yönetimi, Doğu Türkistan'da özellikle tarihi şehirlerin çok ziyaret