Horgos sınır kapısından Gulca'ya kadar yaklaşık bir buçuk saat süren yolculuğumuz boyunca dikkatimi çeken şeylerden ilki, otoyoldaki kameraların çokluğu 7. Sadece kavşaklarda, gişelerin giriş çıkışlarında veya meskun mahallelerin civarında değil, neredeyse her 100 metrede bir çok sayıda kameranın trafiğin seyrini takip ettiği görülüyordu. Fotoğraf makinesi flaşı gibi parlak ışıklar Çakan kameralarda vardı, ki Ben böylesine ilk defa rastlıyordum. Çin'in o sıkça söz edilen "kitlesel izleme" (mass surveillance) mekanizması ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılıyordu. Çin, doğu türkistanı ve diğer bölgelerdeki şehirleri de hem kameralarla hem de kullanılan cihazlardaki online ve elektronik izleme programları ile sürekli takip altında tutuyordu.
İnsanların sadece fiziksel hareketleri değil, aynı zamanda günlük alışkanlıkları, dini yönelimleri ve temas kurdukları kişiler de izleniyordu. Hatta Doğu Türkistan şehirlerinde, tüketilen elektrik ve yakıt miktarı " normalin üstünde" olduğu takdirde insanlara çeşitli yaptırımların uygulandığı bile okumuştum.
Güzergahımız üzerinde iki ayrı mezarlık ve iki Cami kalıntı seçtim. "Cami kalıntısı"diyorum çünkü çoktandır ibadete kapalı oldukları, uydu görüntülerinden bile belli oluyordu. Ayrıca camilerin kubbeleri ve minareleri tıraşlanmıştı. Fotoğraflara dikkatli bir şekilde baktığında, kubbelerin yerlerinin düz birer iz halinde kaldığını farkettim. Minarelerin de yerleri belliydi Birgül ancak etrafa gölgeleri düşmüyordu (gölgelere odaklanmak, harita okumanın püf noktalarındandır). Kubbe ve minarelerin yok edilmesi, Çin'in özellikle son 10 yıldır yoğunlaştırdığı bir uygulamaydı. Büyük şehirlerde ve dünyanın gözleri önünde bunu yapmaktan kaçınmıyorlar, hatta "Camileri koruyoruz" mesajı verebilmek için bazı mimari formları özellikle