Zeynep Deniz Aslan

Şarkı Türkistan İslam Cumhuriyeti (1933-1934)
Doğu Türkistan'da ki bağımsızlık ateşi, Çin istila (1878) ve ilhakına (1884) rağmen sönmedi. 1911'de Çing hanedanının devredilmesinden sonra kurulan Çin Cumhuriyeti'nin idaresi altında oluşan belirsizlik ve kısmi rahatlık atmosferinde, Uygurlar kendi topraklarına bizzat yönetebilmek için tekrar harekete geçtiler: Yeni bir bağımsız devletin kuruluşu ile neticelenerek ayaklanmanın fitiline, 1931'in nisanında Kumul'un Şopul beldesinde Bir müslüman Uygur kızın bir Çinli yetkiliyle zorla evlendirilmek istenmesi yaktı. Kumul'da başlayan öfke hızlı bir şekilde Doğu Türkistan genelinde yayıldı. Ardından, bayrağı 14 Şubat 1933 günü, Hoten'in köklü ailelerinden birine mensup olan ve soylu semerkant'ta medfun meşhur mutasavvıf Hâce Ubeydullah Ahrâr'a (v.1490) dayanan Mehmet Emin Buğra (1901-1965) devraldı. Babası erken yaşta vefat ettiği için dayısının gözetiminde sağlam bir İslami eğitim alan Buğra, Doğu Türkistan'ının içinde bulunduğu durumu gençlik yıllarından itibaren bütün gerçeğiyle fark etmiştir. 1931'de çıktığı 6 aylık yurt gezisi sırasında, gulcada alim ve siyasetçi Sâbit Dâmallo (1883-1934) ile görüşmeler yaptı. Buğra ve Dâmolla, Çin'e karşı fiili bir mücadele bitirmesi gerektiği noktasında mutabık kaldılar buğra'nın 1932'de kurduğu "Milli İnkılap Teşkilatı'nın öncülüğünde, Karakaş ilçesinde başlayan ilk ayaklanmalar kısa süre içinde Hoten'in tamamına yayıldı. Bir ay içinde (Nisan 1933) "Hoten İslam Hükümeti" kuruldu.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Zeynep Deniz Aslan

, bir kitabı okumaya başladı
Taha Kılınç
9.6/10 · 1.131 okunma
Çin,her açıdan kendi dünyasını dayatıyor insana.
Çin'e adım atar atmaz, vakit 3 saat daha ileri gitti. Böylece Kazakistan'da iken 2 saat olan Türkiye ile farkımız, burada 5 saate çıktı. Çin her açıdan kendi dünyasını dayatıyor insana; saat farkı ve zaman dilimi bile adeta bunu hissettirmek için.
Doğu Türkistan'a giriş yapınca, buraları 10 yıllardır hiç göremeyen, vatan hasretiyle yanıp tutuşan Uygurlar düştü aklıma. Kimisi canını kurtarmak için, kimisi ilim talebiyle, kimisi ticaret veya seyahat amacıyla çeşitli zamanlarda buralardan ayrılmış, ama kapılar yüzlerine kapanınca bir daha doğdukları topraklara dönememişti. Ailelerine, akrabalarını, büyüdükleri şehirleri, koşup oynadıkları sokaklara, okudukları okulları, hocalarını, namaz kıldıkları camileri, çarşıları ve pazarları kim bilir ne kadar özlüyorlardı... Kendim şimdi Doğu Türkistan'dayim diye sevinirken, onları düşününce içimde bir mahcubiyet duydum.
Sayfa 37·Kitabı okuyor