mücrim

mücrim
@Denizzeze
Yaşamım, bana biri tarafından oynanmış kötü ve acı bir oyundan başka bir şey değil. Tolstoy İleti kısmındaki yazılar şahsıma aittir.
Unutma,sakın unutma. Yaşatılanların zerresini dahi unutma mıh gibi tut aklında. kinin,bir kibritin yanma süresi kadar,tutuştur demem sana çünkü bilirim öyle bi gururun var ki yanana kadar yakarsın. Yanma ,yakma ,otur ,sakinleş. dostunu ve dostunu gör anla. Sırtını sıvazlayanı dost belleme bıçağını koyacak yer arar anlamazsın .kuyunu kazanı düşman sanma seni saklar anlamazsın . İçinde bir şeyler öldü bi anda büyüdün sen bi anda dik durmayan kamburun sopa yuttu üç gecede hayal kırıklığının camları battı sana üç gecede burdan Bağdata yürüyecek kadar nefessiz kaldın sen. bilirim ağlamadan akıttığın hıçkırıkları ,konuşmadan titreyen ellerini , yoldur bu çekilir,derdi veren dertten güzeldir amenna denilir. ama derde dert ekleyeni unutma. seni çöle atıp bir damla suya hasret bırakanı yağmurlu günde kapına bir tas su bıraktı diye affedersin bilirim ben. Affetme, kin tut demem sana unutursun ama halim sana ayandır elinin ayaları gibi bil.
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bazen kelimelerin arasında kaybolup benliğimi arıyorum bulamıyorum, zihnimdeki hangi mezarda gömülü emin değilim toprağı eşeliyorum bir köpek gibi! Eşeledikce hiç hoş şeyler çıkmıyor sesler artıyor, kokular artıyor. Hayır! Hayır! bütün cesetleri uyandırdım hemen gömmem lazım. Çok ceset var ya da dolaba mı kilitlesem? ama o zaman sesleri yankı yapıyor duyuluyor. En iyisi gömmek toprak örtüyor. Ölü toprak anılarımı saklıyor. Evet! Sesler kesildi işte huzur budur şimdi bütün mezarlara çiçek ekiyorum içi ölmüşte dışı çiçek açmış gibi biraz da su veriyorum ölü toprağa. Sözcüklerin zihnimde seslenişini duyuyorum ama yazarken unutuyorum bazen kendimi de unutuyorum her bir yazımda acımın bileklerimde ki  ıstırabını hissederken biraz daha küçülüyorum koca yatakta sözcüklerin aralarındaki uçurumdan ürküyorum çok boşluk var orda ama zaten önce atlamıştim o uçurumdan sorun yok. burda yazmayı bırakıyorum zaten devamını da unutuyorum. Kusmam lazım!
İnsan ve Duygular
Genç adam her zaman ellerini sahafta ki kitaplara sürerdi bunu kendi içinde 'yaşanmışlık' olarak adlandırırdı nasır tutmuş elleri sararmış kitap yapraklarının altı çizili sözlerinde durur, yaprakların arasında unutulmuş olan çiçekleri bulurdu. Ama bu sefer farklıydı sahafa girdiği andan itibaren, oldukça eski olan gri kapaklı kitaba gözü ilişmişti ve bir bebeğin annesinin sütüne duyduğu yoğun arzu ile o kitabı okumak istiyordu neden bilmiyordu belki de o kitapta yaşanmışlık diye adlandırdığı hissi hayatı bilmişti belki de. Diğer kitaplara göz ucuyla dahi bakmadan gri kapaklı kitaba ulaştı "ne siyah ne beyaz araf olmuş, gri. " diye içinden geçirdi. Kitabın kapağını açtı.     05.06.1997 Artık havalar ısınmaya yaz sezonu açılmaya başlamıştı böyle havalarda yiyecekler çok çabuk bozulurdu ve bu yüzden annem pazardan aldığı meyve sebzeleri bize mutlaka bir hafta içinde bitirirdi çünkü pazar sadece haftanın bir günü vardı. Ve babam meyve sevmezdi. Annem derdi ki "eğer çürük bir meyve varsa onu at yoksa diğerleri de çürür". Neden bilmem bu söz ayın beşlerinde mutlaka aklıma gelir ya da sabahın beşleri çok da önemi yok açıkçası. Biz meyve değildik. Ama babamın çürükleri hep bize bulaştı. Babamın çürük omurgası bir kanser hastasının tüm vücuduna iliğini kemiğini sömürürcesine yayılması gibi. Ve bende çürük olan yerimi kestim bir başkasına bulaşmasın diye, yarım kaldım tam olmak için. Bu kitap arafta kalmışlara...
İnsan ve Duygular
Yaşından önce öğrenilen her şey travmadır. Ve evet erken olgunluk da bir travmadır.
Psikoloji