Ali

Ali
@Derdo2147
İzmir
11 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Bir Yanlışlık Var Bir yanlışlık var bu işte, Bir sağırlık,bir körlük var. Saydığım kadar topladığımı, Sayamadığım kadar dökmüşlüğüm var. İdrâk edemediğim,etsem de kabullenemediğim, Bir yanlışlık var bu işte. Teşbihimde hata yüklü. Anlatamadığım hikayelerim, Sonlandıramadığım cümlelerim var. Dilimin ucunda kelepçeli,tercümana muhtaç, Öylesine garip,öylesine aç, Bir sessizlık var bu işte. Islatmıyor artık yağmurlar beni. Etrafımda örülü surlarım var. Kalbim tasdik etmişken gerçekliğini, İkrardan kaçtığım sırlarım var. Hesaplayıp içinden çıkamadığım, Bir eksiklik var bu işte. Bir nefese muhtacım,şöyle temizinden. Sanki ciğerimi yakan bir duhan var. Yer kirli,gök kirli ve kainat kirli. Aradığım aslında biraz beyaz,belki mavi, Bir gökkuşağım var ama; siyah ve gri. Yorgun gözlerim yanıltmıyorsa beni, Bir renksizlik var bu işte.
Reklam
İBRAHİM ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı ibrâhîm güneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleri buhtunnasır put yaptı ben ki zamansız bahçeleri kucakladım güzeller bende kaldı ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim Asaf Hâlet Çelebi
HİÇ OLMAZSA usta ve yenik olmaktansa acemi bırak tanrım yüzüm olsun hiç olmazsa Her şeyi örter kendisiyle ağız ağza verip bir mağarayla yakışsın ona şa(y)irlik hiç olmazsa Madem ki dil ölü ve ten kıştır ılık bir damar kalsın kişinin derisinin altında hiç olmazsa Mehmet Narlı
MÜNCER iki zamanı var dilimin biri senin biri sana yerdesin mademki sevgilinin yerindesin benzemese de olur kaşın musanın kılıcına misal seni benden çıkarsalar ne kalır ki asacak zamanın sarkacına İki rengi var sesimin beyazı senden karası sana ömür bana yazılmış müddeti sende bilirsin yok gövdesi ayağı kanadı da dolandım kaldım böyle işte o sarmaşık ağacına İki gözü var başımın biri seni görür diğeri bakar sana sen bana sen diyorsun ben de bana sen diyorum bu bir düşmüş evinin en dar penceresiymiş ehli bilir ne diyeyim nasıl düşer ki insan hem bir dağın içine hem dağın yamacına Gören der ki iki kulak soldaki senindir sağdaki sana hangi kapıdan girsem aynı eve varıyor ha dünyanın ar damarı ha yusufun gömleği canımın ejderhası ikisini de yutmuş bakınıp durur öyle yemleyen avucuna Mehmet Narlı
Sulara Serinlik Veren
“... Şimdi yakarıyoruz: Bizi dünyadan sen sakla! Yani biz, bir bardağa dökülen suya bakınca, her seferinde: “ey su, nasıl da berraksın” diyebilelim, hayretle. Bir çocuk konuşunca herkes sussun; “bu nasıl güzel tanışıklık” diye geçirsin içinden. Belki böyle böyle yeniden iz tutar ayaklarımız. Serinleten bir patika az şey mi, bu ateş ormanında! Az şey mi, dünya kapımızı çalınca, göğsümüzün gürültüyle çarpmaması…” Ali Ayçil
1000Kitap
Reklam