topraktan koptu herşey öldürülenler dışında
gittiler.
ayrılıkları için ayin kurup son yağmurlar için yakardıktan sonra
kalan kuşlar için uzun ömürler dilediler
uğultular içinde bıraktılar köyleri
çamurdan,taştan ve sazdan evlerinin arasında
çıplak ayaklar altında binlerce yıl aşınmış taş yollar bıraktılar
arkalarında gittiler.
siyah buruşuk paltoları içinde o anlaşılmaz sureler
anlatıcılar...bilge çocuklara aşkı ve ölümü tebliğ edenler
geceler ve günler süren efsanelerde paslanmış hançerler
paslanmış gerçekler,binlerce yıl toprak altında beklemiş eller
kahredilmiş kahramanlar,anlamlı ölümler ve anlamdışı eylemler
gül bahçelerinde hurafeler söyleyerek gittilerbahçeler,evler üzerinde,o yabanıl rüzğar gelip yeniden yerleşti
sonra,o zamana kadar bilinmeyen başka adamlar geldiler
susuz ağaçların silüetlerine astılar sevdalı ölülerini
yağmurun yabanıl yıkayışında yalnızlığı ustaca gizlediler
yıkadılar yüzlerini gidenlerin kanlarında
gidenlerin kanlarıyla toza dumana bulanarak gittiler.şimdi kimse hatırlamıyor eski çocukların gözlerini
eğilmiş ölü başlar üstünde dağınık,kara,ıslaktır bugün gece
onlar gittilerevlerin ocakları önünde derin ve yaşlı adamların kimsesizliği
hala duruyur
izler var hala,ancak hiç bir geçmişe gitmiyorlar
izler hiç bir yere götürmüyorlar
çünkü şimdiki zamanda gerçek hayat bir zındandır
kendini tutuklamış geçmişi hapsetmiş içinde
nereye gidebilirsin ki?nereye gitsen aynı ıssızlık dönüp durur kalbinin çevresinde
ağıtlar için yeterince solgun
asur,med ve armen hikayelerinde
ıssızlık eğemen oldu kimsenin sahiplenmediği cinayet hançerlerine