Robert Winston

Robert Winston

Yazar
8.0/10
25 Kişi
·
59
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.023
Gösterim
Adı:
Robert Winston
Tam adı:
Robert Maurice Lipson Winston, Baron Winston
Unvan:
İngiliz bilim adamı, politikacı ve sunucu
Doğum:
Londra, İngiltere, 15 Temmuz 1940
“Eğer siz de benim gibi bireylerin herkesin iyiliği için birbirleriyle cömertçe ve fedakarca işbirliği yaptığı bir toplum inşa etmek istiyorsanız dikkatli olun, zira biyolojik yapımızın bize pek az yardımı dokunacaktır. Gelin insanlara cömert ve özgeci olmayı öğretelim, çünkü bencil doğuyoruz.”
İnsan davranışlarının zengin ve tahmin edilemez dünyasında kimse kendi genlerinin tutsağı değildir. Ama genlerin varlığı daima hissedilir.
(...) tekeşliliğin bütün anlamı, ilişkinin kaynaklarının tarafların ortak biyolojik çocukları için kullanılmasıdır.
Evrimsel açıdan, bir erkeği iktidar ve statü arayışına iten rekabetçi kişiliğin seksle (ve o erkeğin seks yapabileceği kadın sayısıyla) güçlü bir ilişkisi vardır. Bu ilişki modern siyasete kesinlikle yepyeni bir açıdan bakmamızı sağlayacaktır.
Böylece, erkekler daha çok eşlerinin karşılarına çıkan başka bir erkekle seks yapmasından endişelenirken, kadınlar ise eşlerinin kendilerini terk etmesi ve muhtaç bırakması gibi korkunç bir senaryoyla sonuçlanabilecek duygusal bir ilişkiye girmesinden endişelenir.
Biz insanlar prematüre doğarız. Eğer dünyaya bir şempanze bebeği kadar gelişmiş halde gelecek olsak, gebelik 18 ay sürerdi. Alçakgönüllü kuzenlerimizle karşılaştırıldığında, biz dünyaya geldiğimizde daha embriyo sayılırız!
"Bu kilisede bulunan hiç kimsenin merak etmesine gerek yok. Merak etmek gereksiz. Eğer içinizden bir şeyleri merak eden olursa, o Tanrıtanımazdır!"
Bazı insanlar için, "Tanrı Fikri"nin hayatta kalmış olması bile Tanrının gerçekliğini kanıtlamaya yetecek bir olgudur.
Evrimsel psikolojiye ilgi duyan, insan davranışının evrimsel kökenlerini merak eden, içgüdüsel davranışlarımızı ve buna sebep olan geçmiş faktörleri öğrenmek isteyen herkes için değerli bir kaynak. Okunması kolay, akıcı, pek fazla terimsel dil kullanılmamış, meraklısı herkese hitap edebilecek tarzda. Başlangıç için iyi bir tercih de olur.
Kitap biz insanların eski çağlardan başlayıp günümüze kadar gelen evrim sürecimizi anlatıyor olaylara karşı nasıl tepki verdiğimiz bu olayları nasıl gördüğümüzü ve nasıl farklı bakabiliriz bir takım bilgilerle birlikte sağlıkla ilgili bir çok terim var ben biraz yüzeysel okuduğum için hızlı bitirdim ama derine inince biraz daha uzun sürecektir yalnız insan çok şey katıcağı kesin bazı fikir ve teorileri mantıksız gelmekle birlikte mantığa uygun düşen teorilerde mevcut kitabın her okuyana birşeyler vereceği düşüncesindeyim..
Fiziksel aktivitelerden tutunda duygusal yaşantımıza kadar elektriksel ve de kimyasal bir bütün olan kıvrımlı yapının müthiş işleyişini anlatıyor. Yazar yine belgesel olarak yayınlanmış tv programı olan araştırmasını kitaplastirmis. Terimsel ifadelere mümkün olduğunca az yer verilmiş. Bu yüzden okurken hiç zorlanmiyorsunuz. Fiziksel olarak bakıldığında hicbir insanda genel olarak farklılık göstermeyen bu muhteşem yapının bunca dahinin, sanatçının, filozofun ve de herhangi birinin kişiliğini, bakış açısını yada olayları degerlendirisini nasıl farklı etkilediğini okurken şaşırarak değerlendiriyorsunuz. Evrenin en karmaşık ve de hala en gizemli nesnesi belkide..
Yazar bu kitabında tamamıyla objektif ve bilimsel bakış açısıyla Tanrı ve Dinler Olgusunu,Nasıl ortaya cıktıklarını,Toplumlarda nasıl ihtiyac duyulduğunu ve tarih öncesinden beri bu olguların tanımının nasıl ve ne sekilde yapıldığını ve ekstra olarak ta dinlerin kendi aralarında nasıl bölündüğünü buradan yola çıkarak ta doğal olarak insanları nasıl böldüğünü anlatmaya çalışmış.

Tarih öncesi ve Tarih boyunca ortaya cıkan dinlerin hemen hepsinin mutlaka ama mutlaka ortak yönleri olduğunu,bazılarının efsanelerden,bazılarının yazmalardan elde edilen bilgilerle birbirlerinden bir şeyler alarak zamanımıza kadar geldiklerini belgelemiş.

İnsanoğlunun Tanrı fikrine nasıl ulaştığı ve neden gerek duyduğu irdelenmiş.Yazarımız bu arada Musevi olduğu halde İslam Dinine gayet sempatik ve samimi bir şekilde yaklaşmış.Yalnız İslam'ın inananlarınca nasıl yanlış yorumlandığını ve amacının dışına nasıl tasındığına da değinmeden edememiş.

Kitabın sağlamlığı yazarı araştırmaya itti beni,cidden hiçte beklemediğim bir insan profili ile karşılaştım.Kökten dincilik fikirleri çok ilginç,kitapta altı çizilecek çok fazla cümle var.Argümanlar sağlam,araştırmalar boş değil.Bu arada unutmadan bir kitabı okurken,aynı zamanda araştırma yapmak inanılmaz zevkli,bu kitapta kendisini hem okutuyor,hemde araştırmaya itiyor.

Bu ve benzeri eserleri çok severim ve mutlaka okumaya gayret gösteririm.Yaygın inanısın aksine bu tür kitapları okuyupta çarpılanı daha görmediğim için birazda cesaretliyim bu konuda,belkide ben doğuştan çarpık olduğum için farkedilmiyordur,oda başka mesele ;)

Daha öncesinde Tanrı'nın tarihi- Karen Armstrong okumus ve incelemesini sunmustum.Bu tür kitaplarda fazla okuduğunuz zaman soyle bir önyargı doğuyor haliyle acaba bunda da daha önce okuduğum bir sürü konu varmı yine?Tanrı'nın Tarihi kitabının neredeyse yarısı alıntıydı "ben bunu okumustum yaa" dediğim bir sürü bölüm vardı,haliyle bu kitapta da benzerleri gibi bir önyargı olustu,ancak yazarı tebrik etmek gerek ben bunu okumustum yaa dediğim çok çok az kısım vardı(o kadar olsun lafını etmeye değmez)

Kitap çok sağlam mitoloji,bilim,antropoloji,tarih,arkeoloji,teoloji ve daha birçok bilim dalı hakkında arastırma içeriyor,sağlam da araştırılmış.Zevkle okunacak ve arsivlenecek kitaplar arasında.


Kitabın pdf.sini okumak isteyen arkadaşlar için incelemenin sonunda adresini de verdim.


Kitaptan alıntı :
-----------------

"Bu kilisede bulunan hiç kimsenin merak etmesine gerek yok. Merak etmek gereksiz. Eğer içinizden bir şeyleri merak eden olursa, o Tanrıtanımazdır!"

--------------------

Vakaların büyük kısmında değilse bile çoğunda, toplum marjinal grupların ezilmesini haklı göstermek için onları en büyük tabuları çiğnemekle suçlamaya hazır görünmektedir.

-------------------


Bugün pek çok Hıristiyan, Darwinci evrim kuramını kabul etmekte ve böylesine harikulade bir sürecin Tanrı tarafından başlatıldığını düşünmektedir. Ama sorun şudur ki Tanrı Fikri,yanıtladıklarından daha çok soru sorulmasına neden olmaktadır. Evrimin Tanrının eseri olduğunu
düşünsek bile, ortada birçok çözülmemiş bilmece kalmaktadır.
• Tanrı her şeye gücü yeten ve çok iyi bir varlık olmasına rağmen, neden acı ve kötülüğe yer veren bir sistem yaratmıştır?
• Tanrı ezeli ve ebedi bir varlık olmasına rağmen neden tarihe müdahale etmektedir?
Darwincilik,Tanrının var olmadığını ileri sürerek, pek çok insanı bu tür sonu gelmez spekülasyonlarla uğraşmaktan kurtarır. Darwin’in en uygun olanın hayatta kalması fikrinin, en çok “Tanrı öldü” sözüyle tanınan Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin çalışmaları üstünde büyük etki
yapmış olması şaşırtıcı değildir.


----------------

Çağımızda, uzun zaman önce kurumsallaşmış,örgütlü bir yapıya sahip dinler, artlarında bilimin ya da Pazar ekonomisinin dindiremediği ruhani bir açlık bırakarak gerileme dönemine girmiştir. İnsanlar, kendilerini hiçbir direnişe aldırmadan okuldan üniversiteye, üniversiteden işyerine
taşıyan bir montaj hattı üzerinde yaşadıkları hissine kapılmaktadır. İş hayatında ise, en son çıkan cep telefonu ya da otomobili satın alabilmek için uzun saatler çalıştıkları ve kapitalist makinenin parçalarından başka bir şey olamadıkları duygusu yakalarını hiç bırakmamaktadır.
Bilimsel bilginin ilerlemesi, doğaüstüne ve Tanrıya olan inancın gerilemesine yol açmaktadır. 19. yüzyıldan bu yana din kuramcıları sekülerleşme olarak bilinen bir sürecin devam etmekte olduğunu ileri sürmektedir. Bu süreç, en belirgin niteliğini dinin gitgide zayıflaması olan modern hayatı yaratmıştır.

---------------

İnsanın bilgisi eksiktir. Bu, bilimin önemsiz olduğu anlamına gelmez; bilim insanın sahip olduğu en önemli araçtır. Ama insan bu aracı kullanarak yapabileceklerinin bir sınırı olduğunu unutmamalıdır. Bu sınırı unutmak tehlikelidir. Bilim kendisinin ya da kavrayışının ötesinde bulunan uçsuz bucaksız evrenin niçin var olduğunu hiçbir zaman tam olarak açıklayamayacaktır. İnsan,yaşamın amacını aramaya devam etmelidir; ama yaşamın amacı yaşamın amacını aramaktan ibaret de
olabilir.


Hepinize Bol Kitaplı Günler,Keyifli Okumalar.Teşekkür Ederim.




robert-winston-tanrinin-oykusu.pdf

https://yadi.sk/i/uYkvozlu3H7EXg
Silahı icat ettik:
Vahşi hayvanlara yem olmaktan kurtulduk, karnımızı daha iyi doyurduk, eşitlik kültürü yarattık; ama başımıza patlayıcıları, nükleer füzeleri, kitle imha silahlarını bela ettik…
Tarımı icat ettik:
Açlık riskini asgariye indirdik, ama özgürce yaşarken kendimizi toprağa bağımlı hale getirdik, karşımızda askerler, krallar, rahipler ve sınıflı bir toplum bulduk.
Yazıyı icat ettik:
Demokrasinin, bilimin ve sanatın yolunu açtık, ama aynı zamanda monarşiyi, oligarşiyi, plütokrasiyi de yaratmış olduk.
Elektroniği icat ettik:
Özgürleştik, insan iletişiminin önünde dikilen coğrafya engelini aştık, ama böylece devlet aygıtını daha baskıcı hale getirdik, özgürlüğümüzü yitirdik, özel yaşamımızdan olduk.
Genetik mühendisliği, nanoteknoloji, epigenetik insanın önündeki pek çok sağlık sorununu çözecek, insana daha uzun ve sağlıklı bir yaşam vaat edecek gibi görünüyor, ama geleceğimizi korkunç biçimlerde tehdit de ediyor.
“Uygarlığımızda bir distopya dönemine girip girmediğimizi bize zaman gösterecek.”
– Robert Winston
İnsanlar eylemlerinin altında yatan temel dinamikleri keşfedemediğinde çoğunlukla eylemlerinin özgün ve özgür olduğu fikrine kapılırlar. Ancak davranışlarımızı belirleyen temel dinamikleri kavramaya başladığımızda aslında çok da alternatifimizin olmadığını ve bizi belirleyen gen, kültür, dil vs. gibi yapıların hayatımızı nasıl biçimlendirdiğini keşfederiz. Robert Winston da bu kitabında temel belirleyicilerden birisi olan içgüdülerimiz üzerinde duruyor. Bunu yaparken de genetikten ziyade evrimsel süreci kendisine referans alıyor. Kitap birçok konuda iyi açıklamalar sunuyor ve ufuk açıcı bir şekilde ilerliyor. Winston'un güzel yanlarından birisi çok sayıda araştırma ve çalışmadan haberdar olması ve bir olgu ile ilgili farklı sonuçlara ulaşan araştırmalardan bizi haberdar etmesi. Yani yazarın objektif bir tutum çabası takdire şayan. Ancak kitabın son kısmında yazar birden U dönüşü yapıyor ve sırf mensup olduğu dini (Yahudilik) doğrulamak adına kitabın başından sonuna kadar gelen onca çalışmayı reddedecek şeyler söylüyor. Üstelik şimdiye kadar kanıtlarla desteklenmiş çalışmaların karşısına koyduğu kişisel görüşlerini doğrulamak için de hiçbir kanıt öne süremiyor. Richard Dawkins'i militan bir ateist olmakla itham ettiği kısımlarda kendisi, Dawkins'in bunu kanıtlarla yapma çabasını da görmezden gelerek kişisel kanaatlerle yapıyor. Dolayısıyla son bölümüne kadar gayet güzel bir kitaptı. Ancak sonuç kısmı tam bir hayal kırıklığıydı benim için. İçerisinde öğrenilecek çokça şey var, bence kesinlikle okumaya değer.
Oldukça değerli bilgiler edinilebilecek bir kitap. Homo Sapiens ve Homo Deus ile benzer kategoride olsa da onlardan daha akıcı diyebilirim. Tüm canlıların genleri bir sonraki nesle aktarmak için oluşturulmuş makinalar olduğu fikri başta garip gelse de tüm davranışlarımızın temelinde bunun yattığını görmek zor olmuyor.
Hayat,savaş,aşk,nefret gibi oldukça detaylı olduğunu düşündüğümüz kavramların aslnda ne kadar basit hedefler için geliştirilmiş araçlar olduğunu öğrendikçe şaşırıyorum.
"Tanrı mı İnsanı, İnsan mı Tanrıyı yarattı?" Tanrı fikrini tarih öncesinde alarak, özellikle Yahudi tarihi ve inanç sistemiyle anlatmıştır. Anlatımında yazarın Yahudi kimliği biraz fazla öne çıkmış olsada, din tarihi, inanç sistemlerine çok farklı yaklaşımlarla okunabilecek bir kitap.
Kitap, popüler bilim için sade dili, akıcı üslubuyla kendini rahatça okutturuyor. Yazarın daha önce yazdığı "beynin işleyişi" kitabı gibi değil. Ağır bilim yok.

Konusuna gelirsek, insanlığın başından beri bilinen icatlardan en can alıcıları incelenmiş ve yüzeysel şekilde ele alınmış. Tarımın icadı, sopanın taşın icadı, petrol, dijital iletişim, genetik... Yazar bu icatların nasıl ve neden ortaya çıktıklarını ve bilinen iyi yanları dışında kötü yanlarını da ele alıyor. Bu tarz kitaplardan hoşlanıyorsanız muhakkak okuyun derim
dinler tarihini eleştiri olmaksızın güzel ve yalın bir dille ele alan yazarın bu kitabını okumak gerçekten çok keyifliydi çok önemli bilgilere yer veren yazar belli ki çok araştırma yapmış konusu hakında merakı olanlar eminimki çok beğenerek okuyacaklardır kesinlikle tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Robert Winston
Tam adı:
Robert Maurice Lipson Winston, Baron Winston
Unvan:
İngiliz bilim adamı, politikacı ve sunucu
Doğum:
Londra, İngiltere, 15 Temmuz 1940

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 59 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 165 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.