Robert Winston

Robert Winston

Yazar
8.2/10
67 Kişi
·
183
Okunma
·
18
Beğeni
·
1492
Gösterim
Adı:
Robert Winston
Tam adı:
Robert Maurice Lipson Winston, Baron Winston
Unvan:
İngiliz bilim adamı, politikacı ve sunucu
Doğum:
Londra, İngiltere, 15 Temmuz 1940
Çoğu kız çocuğunun hem annelerinden hem babalarından X kromozomu aldığını, fakat erkek çocuklarının X kromozomunu sadece annelerinden aldığını unutmayın. Bundan dolayı, oğlanlar annelerinden anti-sosyallik genini almakta ama babalarından fren mekanizmasını alamamaktadırlar. Başka deyişle kızların çoğu erkeklerden daha usludur ve bunun nedeni genetiktir. Erkekler kötü davranmaya programlanmıştır.
Teoriye göre, erkekler bu nedenle kızlara oranla daha yıkıcı, duyarsız ve anti-sosyal olma eğilimindedirler.
Elbette bir çocuk önceden programlanmış bir gen yığını değildir. Yetişme ve sosyalleşmenin davranışlarla çok ilgisi vardır. Oğlanların saldırganlığı ebeveynlerinden ve yakın çevrelerinde bulunan başka kişilerden öğrenme olasılığı kızlara oranla çok daha fazladır. Kızlar bebeklerle, oğlanlar silahlarla oynar ve Barbie bebeklerinin eşyaları arasında bir M16 makineli tüfeği bulunmaz.
Genelde pek çok kadın en az erkekler kadar kavgacıdır ve kendileri dövüşmese bile, erkekleri dövüşmeye kışkırtırlar, hatta bu kışkırtıcılığı erkekler dövüşmek istemediği zaman dahi yapabilirler. Askeri tarihçi Martin Van Creveld “Ne kadar tatsız bir gerçek olursa olsun, savaşların nedeni erkeklerin dövüşmeyi ve kadınların da kendileri adına dövüşen erkekleri sevmesidir” demiştir.
Farklı meslek gruplarında çalışan Amerikalı erkekler üzerinde yapılan bir araştırmada en yüksek testosteron düzeyine avukatlarda, en düşük testosteron düzeyineyse din adamlarında rastlanmıştır. Beyin hücrelerinin serotonini soğurma kapasitesinin sınırlı oluşunun (bu, depresyonun en önemli göstergesidir) saldırganlık eğilimleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu, Prozac benzeri ilaçların şiddete yatkın kişileri dizginleyebileceğini gösterir.
Kadınlar da cazibelerini gösterirler. Giyim ya da makyaj erkeklerin genellikle çekici bulduğu biyolojik özellikleri vurgular. Örneğin, Viktorya döneminde kadınların giydiği kum saati biçimindeki korseler erkeklerin arzuladığı vücut ölçülerinin yansımasıdır. Allık ve ruj sürülmesi cinsel isteğin artmasıyla birlikte yanak ve dudakların renklenmesinin taklit edilmesidir. Ama ilginç olan şey, etrafta erkekler olmasa bile kadınların giyim ve görünümlerine özen göstermeleridir. Hemcinsler arasındaki rekabet en az erkeklere çekici görünmek kadar önemlidir.
Eğer ölüm varoluşumuzun bir doğal parçasıysa, neden ona gebelik, sevişme ve doğum gibi diğer olaylara verdiğimiz duygusal tepkileri vermiyoruz.
İnsan davranışlarının zengin ve tahmin edilemez dünyasında kimse kendi genlerinin tutsağı değildir. Ama genlerin varlığı daima hissedilir.
“Eğer siz de benim gibi bireylerin herkesin iyiliği için birbirleriyle cömertçe ve fedakarca işbirliği yaptığı bir toplum inşa etmek istiyorsanız dikkatli olun, zira biyolojik yapımızın bize pek az yardımı dokunacaktır. Gelin insanlara cömert ve özgeci olmayı öğretelim, çünkü bencil doğuyoruz.”
KISKANÇLIK çabuk alevlenen bir duygudur. En küçük sadakatsizlikler hatta en masum hareketler bile kişinin kıskançlığa kapılmasına sebep olabilir. Karısı sadakatsizlik eden Yunanlı erkeğe keratas yani boynuzlu denir; bu, insanın kişiliğine yönelik, zayıflık ya da iktidarsızlığı ima eden acı verici bir hakarettir. Ama kıskançlık kesinlikle erkeklere özgü bir ayrıcalık değildir. Böylece, erkekler daha çok eşlerinin karşılarına çıkan başka bir erkekle seks yapmasından endişelenirken, kadınlar ise eşlerinin kendilerini terk etmesi ve muhtaç bırakması gibi korkunç bir senaryoyla sonuçlanabilecek duygusal bir ilişkiye girmesinden endişelenirler.
Farklı farklı kültürlerde yapılmış araştırmalar cinsel kıskançlığın evrensel olduğunu kanıtlamıştır. Kıskançlık iki tarafı da kesen bir kılıçtır; bir evliliğin istikrarını uzun yıllar korumasını sağlayabileceği gibi, bir erkeği karısını dövmeye de itebilir. Erkeklerin doğal olarak daha saldırgan olmalarının sebebi belki de budur.
(...) tekeşliliğin bütün anlamı, ilişkinin kaynaklarının tarafların ortak biyolojik çocukları için kullanılmasıdır.
424 syf.
·9/10
Evrimsel psikolojiye ilgi duyan, insan davranışının evrimsel kökenlerini merak eden, içgüdüsel davranışlarımızı ve buna sebep olan geçmiş faktörleri öğrenmek isteyen herkes için değerli bir kaynak. Okunması kolay, akıcı, pek fazla terimsel dil kullanılmamış, meraklısı herkese hitap edebilecek tarzda. Başlangıç için iyi bir tercih de olur.
424 syf.
·14 günde·Beğendi·7/10
Kitap biz insanların eski çağlardan başlayıp günümüze kadar gelen evrim sürecimizi anlatıyor olaylara karşı nasıl tepki verdiğimiz bu olayları nasıl gördüğümüzü ve nasıl farklı bakabiliriz bir takım bilgilerle birlikte sağlıkla ilgili bir çok terim var ben biraz yüzeysel okuduğum için hızlı bitirdim ama derine inince biraz daha uzun sürecektir yalnız insan çok şey katıcağı kesin bazı fikir ve teorileri mantıksız gelmekle birlikte mantığa uygun düşen teorilerde mevcut kitabın her okuyana birşeyler vereceği düşüncesindeyim..
544 syf.
·6 günde·8/10
Fiziksel aktivitelerden tutunda duygusal yaşantımıza kadar elektriksel ve de kimyasal bir bütün olan kıvrımlı yapının müthiş işleyişini anlatıyor. Yazar yine belgesel olarak yayınlanmış tv programı olan araştırmasını kitaplastirmis. Terimsel ifadelere mümkün olduğunca az yer verilmiş. Bu yüzden okurken hiç zorlanmiyorsunuz. Fiziksel olarak bakıldığında hicbir insanda genel olarak farklılık göstermeyen bu muhteşem yapının bunca dahinin, sanatçının, filozofun ve de herhangi birinin kişiliğini, bakış açısını yada olayları degerlendirisini nasıl farklı etkilediğini okurken şaşırarak değerlendiriyorsunuz. Evrenin en karmaşık ve de hala en gizemli nesnesi belkide..
504 syf.
·12 günde·Beğendi·7/10
Kitabın adından yola çıkarak tanrı kavramının insan bilincindeki yeri ve gelişimi hakkında, antropolojik ve biyolojik ölçekte birşeyler okuyacağımı düşünmüştüm. Ama öyleymiş gibi başlasa da daha çok dinler tarihi hakkında bir kitaba dönüşmüş sonuçta. Hayal kırıklığı olduğunu söyleyemem. Bu veriler de değerliydi. Yazarın yahudi olması hasebi ile en azından bu din hakkında biraz ekstra görüş sahibi oldum. Öyle ahım şahım bir önemi yok benim için ama ilgisini çekebileceklere not olsun diye söylüyorum, yahudi inancının islamiyete hristiyanlıktan daha çok sempati duyması dikkatimi çekti.
İnsanoğlunun inanç yolculuğunu izlemek isteyenler için rahatlıkla tavsiye edebilirim.
504 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Dinlerin ırkların partilerin grupların olmadığı bir dünya...!!
Dinlere vs biraz yukardan baktığınızda aslında bütün inanışların ortak noktaları olduğunu görüyorsunuz ve bunlara rağmen tek doğruluk adına bunca savaşların yapıldığını hem de huzur ve barış adına savaşların...
424 syf.
·Beğendi·9/10
İnsanlar eylemlerinin altında yatan temel dinamikleri keşfedemediğinde çoğunlukla eylemlerinin özgün ve özgür olduğu fikrine kapılırlar. Ancak davranışlarımızı belirleyen temel dinamikleri kavramaya başladığımızda aslında çok da alternatifimizin olmadığını ve bizi belirleyen gen, kültür, dil vs. gibi yapıların hayatımızı nasıl biçimlendirdiğini keşfederiz. Robert Winston da bu kitabında temel belirleyicilerden birisi olan içgüdülerimiz üzerinde duruyor. Bunu yaparken de genetikten ziyade evrimsel süreci kendisine referans alıyor. Kitap birçok konuda iyi açıklamalar sunuyor ve ufuk açıcı bir şekilde ilerliyor. Winston'un güzel yanlarından birisi çok sayıda araştırma ve çalışmadan haberdar olması ve bir olgu ile ilgili farklı sonuçlara ulaşan araştırmalardan bizi haberdar etmesi. Yani yazarın objektif bir tutum çabası takdire şayan. Ancak kitabın son kısmında yazar birden U dönüşü yapıyor ve sırf mensup olduğu dini (Yahudilik) doğrulamak adına kitabın başından sonuna kadar gelen onca çalışmayı reddedecek şeyler söylüyor. Üstelik şimdiye kadar kanıtlarla desteklenmiş çalışmaların karşısına koyduğu kişisel görüşlerini doğrulamak için de hiçbir kanıt öne süremiyor. Richard Dawkins'i militan bir ateist olmakla itham ettiği kısımlarda kendisi, Dawkins'in bunu kanıtlarla yapma çabasını da görmezden gelerek kişisel kanaatlerle yapıyor. Dolayısıyla son bölümüne kadar gayet güzel bir kitaptı. Ancak sonuç kısmı tam bir hayal kırıklığıydı benim için. İçerisinde öğrenilecek çokça şey var, bence kesinlikle okumaya değer.
504 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Kitabı özetleyecek olursak: ''Tarihin akışını, toplumda ve insanda geçerli olan kanunlara göre insanlar belirler. Her türlü değişim, insanların irade, eğilim, huy, tutum ve davranışlarının sonucudur. Her birinin, değişebilir kanunlara göre, tarih ve toplum üzerinde kesin etkisi ve yansıması vardır. Toplumun değişimi, dilek veya istek ile değil, toplumun kendi ruhsal ve ahlaki değişiminin sonucudur.''
Richard Dawkins'in, "Sadece kör kalmakta direnen kişiler dinin bölücülük yaparak günümüz dünyasındaki düşmanlıkların oluşmasında büyük rol oynadığını görmezden gelebilir" yorumunu destekleyen kişi sayısına göre yaşam anlamlı ve değerli olacaktır.
Yazarın İslam'ı sokaktan duyduğu şekliyle aktarmaya çalışması eleştiri konusu olabilir.
552 syf.
·21 günde·10/10
Silahı icat ettik:
Vahşi hayvanlara yem olmaktan kurtulduk, karnımızı daha iyi doyurduk, eşitlik kültürü yarattık; ama başımıza patlayıcıları, nükleer füzeleri, kitle imha silahlarını bela ettik…
Tarımı icat ettik:
Açlık riskini asgariye indirdik, ama özgürce yaşarken kendimizi toprağa bağımlı hale getirdik, karşımızda askerler, krallar, rahipler ve sınıflı bir toplum bulduk.
Yazıyı icat ettik:
Demokrasinin, bilimin ve sanatın yolunu açtık, ama aynı zamanda monarşiyi, oligarşiyi, plütokrasiyi de yaratmış olduk.
Elektroniği icat ettik:
Özgürleştik, insan iletişiminin önünde dikilen coğrafya engelini aştık, ama böylece devlet aygıtını daha baskıcı hale getirdik, özgürlüğümüzü yitirdik, özel yaşamımızdan olduk.
Genetik mühendisliği, nanoteknoloji, epigenetik insanın önündeki pek çok sağlık sorununu çözecek, insana daha uzun ve sağlıklı bir yaşam vaat edecek gibi görünüyor, ama geleceğimizi korkunç biçimlerde tehdit de ediyor.
“Uygarlığımızda bir distopya dönemine girip girmediğimizi bize zaman gösterecek.”
– Robert Winston

Yazarın biyografisi

Adı:
Robert Winston
Tam adı:
Robert Maurice Lipson Winston, Baron Winston
Unvan:
İngiliz bilim adamı, politikacı ve sunucu
Doğum:
Londra, İngiltere, 15 Temmuz 1940

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 183 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 313 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.