‘Düşüyorum öyleyse varım hayat mottom gibiydi’. Her şekilde düştüm. Önce para kaybettim. Çok para. Sonra kayıplar peşi sıra arttı. Sırasıyla dudaklar, memeler, öpüşmeler, tokalaşmalar, özlem duymalar, arabalar, eşyalar, uçak biletleri kaybettim. Kaybettikçe daha çok var oldum. Var olma algoritması kaybettiklerimle doğru orantılı olarak çalıştı. En sonunda özgürlük dediğimiz şeyi kaybettim ve hapsedildim.