... dikkatimizi Yunus'un şu dizelerine çevirelim:
Kargayıla bülbülü bir kafese koysalar/Birbiri sohbetinden daim melûl değil mi?
Öyle ki karga diler bülbülden ayrılmağı/Bülbülün de maksûdu billahi şol değil mi?
Herkes kendisinden esirgenen şeyler hakkında saplantılıdır. Neden mahrum olduysa, neyin yoksulluğunu/yoksunluğunu çektiyse, muhtemelen o şeyle ilişkisi -sapkınca değilse bile- saplantılı bir biçim kazanacaktır.
Mecburen değil ama, muhtemelen.