“...ama mesai dışında epey zamanımız oluyor.”
“Mesai dışında,evet. Ama düşünmeye zamanımız oluyor mu ? Ya saatte yüz altmış kilometreyle araba sürüyorsun ve tehlikeden başka bi şey düşünemiyorsun ya da oyun oynuyorsun veya bir odada, dört duvarlı televizyon alıcısıyla oturuyorsun...ki onunla tartışamazsın. Neden? Televizyon alıcısı ‘gerçektir’. Anlıktır, boyutu vardır. Sana ne düşüneceğini söyler, bangır bangır kafana sokar. O haklı olmalıdır. Öyle haklı görünür ki. Vardığı sonuçları sana öyle peş peşe söyler ki zihninin itiraz etmeye, ‘Ne saçma’ demeye vakti olmaz.”
Kitaplardan bu kadar nefret edilmesinin ve korkulmasının sebebini şimdi anlıyor musun? Onlar hayatın yüzündeki gözenekleri gösterir. Rahatına düşkün insanlar balmumundan aya benzeyen, gözeneksiz, tüysüz, ifadesiz, yüzler ister yalnızca.