umuyorum benim gibi düşünen başkaları da vardır. gerçekten tarihin en eski xenofobik dayatması olan "karşı cinsten nefret etme" olayının tarihin en cahil, en kör, en berbat zamanlarıyla yükselmesinin korelasyonuna dikkat ederseniz belki durumu anlarsınız. insanların tek yürek olmaması için ortaya konan ırk, millet, takım, mezhep gibi ayrıştırmaların en basitidir cinsiyet. birbirini yiyen toplumları idare etmek çok daha kolaydır. mutsuz insanları kandırmak çok daha basittir. insan olmanın en basit mekaniklerinden olan ilişki kurma, aşk yaşama, evlilik gibi dinamikleri bile tereddüte sokan, huzur vermeyen, insanları yalnızlaştıran bir fikirdir. eşcinselleri tenzih ederim elbette, toplumunun genelinden bahsediyorum, zaten geneli koyun gibi gütmek yetiyor bazılarına.
kadını öldüren erkek de, erkeği yolan kadın da, karşılaşmak dahi istemediğimiz, toplumun en alt tabakaları. bunun karşıtı olan durumlar da tabi ki mevcut. biz bu alt tabakayla muhatap dahi olmak istemiyoruz, ancak bu işlenen nefretle alakalı bir haber gördüğümüzde hemen türün tamamından nefret etmeye ve evdeki sevgilimize/eşimize yönetmeye başlıyoruz. esasında bu nefreti en çok körükleyenler de mutsuz bir özel hayatı olan insanlar. soruyorum size, hiçbir kadınla birlikte olamadığı için kanaat önderi gibi kadınlar şöyledir böyledir diyen adamlar tarafından içinize nefret tohumu ekilmesimden bıkmadınız mı? toksik bir parazit olduğu için erkek yolmaya çalışırken seksten sonra terkedilen kadınların erkek nefreti söylemleriyle dolduruşa gelmek günlük hayatınızı güzelleştiriyor mu?siyahilere, eşcinsellere, farklı dindeki insanlara gösterdiğimiz (ve göstermemiz gereken) inceliği, hoşgörüyü, korumacılığı karşı cinsimize gösteriyor muyuz? onlar insan değil mi? bu bahsettiğim azınlıklar da insan öldürüyor, aldatıyor,