Peyami Safa’nın Matmazel Noraliya’sı ciddi anlamda psikolojik derinliği olan ve kişilerin geçirdiği ruhsal değişimlerin tahlilini yoğun bir şekilde işleyen, anlatımının büyüsüyle beni cezbeden muhteşem bir kitap. Kitapta çokça farklı dillerden kelimelerin olması anlam akışını minimum sekteye uğratsa da kitabı anlamak ruhen tam bir sükun haliyle mümkündür.
Olay,başkahraman Ferit’in pansiyonda kaldığı esnada Ferit, Ferid, it, id, t, d, t değil, d, şeklinde fonetik haykırış sesleriyle başlayıp bir dizi esrarengiz olaylarla devam eder. Pansiyonda kaldığı altı gün boyunca boşlukta yüzen Ferit’in yılgın tereddütlerinden nasıl ruhunun diplerine indiğine tanık olacaksınız.
Tabi burada kalan diğer karakterler Eda hanım, Tahir bey, somnambül Zehra, Babuş, Vafi bey, Tosun ve Aziz isimli birbirinden farklı garip insanların idrakleri şaşırtan hayat hikayeleri de bir hale gibi saracak sizleri. Sonuçta burası Vafi beyin evi bütün tuhaflıkların cirit attığı yer.
Selma ise Feritin kız arkadaşıdır. Ferit’in önüne geçemediği serseri duyguları aralarının açılmasına neden olacaktır. Böylece yaşadığı buhranlara bir de Selma’nın bıraktığı aşk yorgunluğu eklenecektir.
Pençesine düştüğü ruhsal çöküntünün içinde kıvranan Ferit’in hayatı Necmiye teyzesinin esrarengiz ölümüyle daha gizemli hale gelecektir. Ferit, Pansiyonda tanıştığı ve sıkıntılı günlerinin destekçisi Aziz’in tavsiyesiyle Ada’da bir ev kiralar. Ev, bir yıl önce vefat etmiş, asıl adı Nuriye olan Matmazel Noraliya’ya aittir. Tenine musallat bir hastalık gibi Noraliya ismini sevmemesine rağmen hep bu isimle anılmış evliya gibi bir kadındır. Trajik hayatı kendisine bitmeyen bir hüznü miras bırakıp sonunda arzu etmemeyi arzu eden biri olmuştur.
Ferit ve Noraliya’nın koltuğuna gelecek olursak koltuğu sembolik bir anlatım