Bir ırmak boyunca uzanmak, geçip gitmek, sularla birlikte akmak, kımıltısız telaşsız. Ölüm içimizde geviş getirirken, kendi kendine söylenip dururken...
Emil Michel Cioran
“Yoldan çıktığına göre ilhamını kaybetmiş olmalısın”
“Hayır, dostum. Ben, en acıklı anda bile güldürücü sözler
bulabilen bir insanım. Kendime acımam yoktur.”
Kelimeler, kelimeler... diye düşündü Hüsnü Bey, Shakespeare’in adını bile duymadığı halde. Bu kelimeler, kültür mü demekti? Hakikaten, kültür ne demek
acaba? Hüsnü Bey için kültür onun dört kere tek dersten
sınıfta kalmasına sebep olan Amme hocası Ordinaryüs Profesör o zamanki adıyla müderris- Ekrem Galip Bey (Aydıner) demekti. Eğer böyleyse, ‘Kültür’, insanı küçümseyen,
insanın ne mal olduğunu bir bakışta anlayan iri kıyım bir
şey demekti.