Bazı şeyler hiç geçmiyor. Geçiyor sanıyoruz ama hiç geçmiyor. Bazı anlarda öyle bir yerde önümüze çıkıyor ki o “şeyler”, biz
bizlikten gidiyoruz. Eski halimize dönüyoruz evrildiğimizden soyutlanıp. Yara izleri mutlaka kalıyor bir yerde.
Birden hepimiz sessizleştik. Kahveler yarım kaldı ve biz babamla eve döndük. Annemi bırakmak içimize sinmiyordu ama
öyle bakmıştı ki bizim orada olmamızdan rahatsız gibiydi
Bazı şeyler hiç geçmiyor. Geçiyor sanıyoruz ama hiç geçmiyor. Bazı anlarda öyle bir yerde önümüze çıkıyor ki o “şeyler”, biz
bizlikten gidiyoruz. Eski halimize dönüyoruz evrildiğimizden soyutlanıp. Yara izleri mutlaka kalıyor bir yerde.
Anneannemin yattığı, bir zamanlar dedemi ilk kez savunmasız gördüğüm, beyaz örtülü kanepenin hemen karşısında kitap
okurken düşünüyordum. Ne kadar savunmasız ne kadar çocuk
gibi görünüyordu.
Ölüm neydi? Alıp verilen nefesin insandan geri alınması mı?
Bir yolculuğun sona ermesi mi? Bambaşka bir yere, yapayalnız
sürülmek mi? Bir sesin, bir nefesin, bir dokunuşun, bir gülüşün
bu dünyadan eksilmesi. . .