İnsan bilinçli bir biçimde yaşamayı seçerse, iki şeyin daha olması olasıdır. Birincisi, kendisi için duyduğu sorumluluk farklı bir anlam kazanır. Hayatı omuzlarına vurulmuş bir yük olmaktan çıkar, tek başına verdiği bir karara dönüşür. Bu şahıs için bundan sonra sadece kendi kurduğu bir düzen vardır. Özgürlük ve sorumluluğun bir bütününün iki yarısı olduğunu algılamak zor olmaz: eğer özgürlük yoksa birey kendi kendini idare edemez dolayısıyla sorumluluk diye bir şey söz konusu olamaz; aynı şekilde birey sorumluluk üstlenemiyorsa onun özgürlüğüne güvenilmez. Ama birey ‘kendini seçince’ özgürlük ve sorumluluğun kurduğu ortaklık güzel bir fikir olmaktan öteye gider: Birey bağımsızlığını nabzında duyar, bireysel özgürlüğü seçtiğinin farkına varır ve aynı zamanda bunun sorumluluğunu üstlenir.
Freud’a göre birey, hayatın içgüdüsel ve cinsel yanlarını kabullenmekte çok zorlanıyor ve bunun sonucu olarak da cinsel dürtüler ve toplumsal tabular arasında kendi içinde bitmeyen bir çatışma yaşıyordu.