En kuvvetli insanın bile bazen ne kadar zayıf anları, istediğinin tam aksini yapmaya mecbur olduğu dakikaları bulunduğunu nasıl inkâr edebiliriz? Böyle hadiseler hiç kimseyi olduğundan daha fena, yahut daha iyi yapamaz!
Müşkül vaziyette kalan bir insan için böyle hükümler verilir mi? Asıl iyilik; tanımadıklarımıza yaptığımız iyiliktir, halbuki biz bütün hüsnüniyetimizi dostlarımıza saklayıp bunların dışında kalanları bir çırpıda ve kısa bir hükümle fena addediyoruz!..
Ömer bir şey söylemeden bakıyordu. Dudaklarının kenarında o zamana kadar Macide’nin hiç görmediği hazin bir gülümseme vardı… Kolunu uzattı. Macide elini verdi ve merdivenleri indi. Yüzleri, birbirlerinin nefesini hissedecek kadar birbirine yakındı. Göz göziydiler. Bu esnada, saatlerce konuşmanın başaramayacağı kadar çok şeyler üzerinde anlaştılar.