Destan

Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9 Ekim Cuma günü, zaferi kazandıktan bir hafta sonra, Mescidülaksa‘da resmi bir tören düzenlenir. Çok sayıda din adamı unutulmaz günde hutbeyi okuma şerefine erebilmek için birbiriyle yarışır. Sonunda sultan minbere çıkmak üzere, Ebu Said el-Herevi’nin halefi olan Şam kadısı Muhiddin İbnü’z-Zeki’yi seçer. Değerli bir siyah kaftan (hil’at) giymiş kadının sesi berrak ve güçlüdür, ama hafif bir titreme heyecanını ele vermektedir: “İslam’ı bu zaferle ödüllendiren ve bu şehri bir asırlık kaybın ardından Hak yolunu döndüren Allah’ıma hamdolsun! Yeniden fethi gerçekleştirmek için O’nun seçtiği orduya şan olsun! Ve ya Selahaddin Yusuf bin Eyyub, sen ki bu ümmete aşağılanmış şerefini iade ettin, sana da selam olsun!”
Selahattin Kudüs’ü, altınları istif etmek veya intikam almak için fethetmemiştir. Kendi açıklamasına göre, Allah’a ve imanına karşı ödevini yerine getirmeye çalışmıştır, o kadar. Onun asıl zaferi, kutsal kenti istilacıların boyunduruğundan fazla kan dökmeden, yıkama yol açmadan, kin uyandırmadan kurtarmasıdır. Onun mutluluğu, o olmasa hiçbir Müslümanın namaz kılmayacağı bu kutsal yerlerde secdeye varabilmektir.
Ve 2 Ekim 1187 cuma günü, hicri 583 yılının Recep ayının 27’sinde, müslümanların peygamberin gece vakti Kudüs’ten miraca çıkışını kutladıkları gün, yani Miraç kandilinde, Selahattin törenle Kutsal Kente, Kudüs’e girer.  emirleri ve askerleri çok kesin emirler almıştır: İster Frenk olsun ister Doğulu olsun hiçbir Hristiyan rahatsız edilmeyecektir. Gerçekten de ne katliam yaşanır ne de yağma. Birkaç fanatik, Frenklerin zulmüne misilleme olarak kutsal kabir Kilisesi’nin yıkılmasını talep eder, ama Selahaddin onlara hadlerini bildirir. Tam tersine ibadet yerlerindeki güvenlik önlemlerini arttırır ve Frenklerin de istedikleri zaman hacca gelebileceklerini duyurur. Kubbetü’s-sahra‘ya yerleştirilmiş Frenk haçı haliyle kaldırılır ve kiliseye dönüştürülmüş Mescidü’l-aksâ da duvarları gül suyuyla yıkandıktan sonra yeniden müslümanların ibadetini açılır. 
İslam alemi sürekli saldırıya uğradıkça, bu zulme uğramışlık duygusunun yükselişi de bastırlamaz; ama bu duygu bazı fanatiklerde tehlikeli saplantılarlara dönüşmektedir: 13 Mayıs 1981’de Papa’yı vuran Mehmet Ali ağca, yazdığı mektupta haçlıların baş komutanı Papa II. Jean-Paul’u öldürmeye karar verdim, dememiş miydi?  bu bireysel eylemin ötesinde, Arap doğusunun batıyı her zaman doğal düşman olarak gördüğü açıktır. İster siyasi ister askeri düzenlemede ister petrol alanında olsun, batıya karşı girilen her türlü düşmanca eylem meşru bir intikam olarak kabul edilir. Ve bu iki dünya arasındaki Kırılmanın, Arapların bugün bile bir tecavüz olarak duyum saydıkları haçlı seferlerine dayandığına kuşku yoktur.