Uçurumun kenarına geldiğinde yalnız olduğunu düşüneceksin,
Ama yalnız değilsin.
Bütün geçmişin ayağında pranga, bütün hatıralar,
Aile ve arkadaşlar, bütün düşmanlar,
Bütün siyasetçiler ve yetkili merciiler,
Bütün iş insanları,
Bütün ustalar ve öğretmenler -
Kuyruklu piyano gibi arkandan sarkacak,
N’olur, beni unutmayın!
Diye yalvardı nehrin kıyısındaki terk edilmiş konutlar.
Biz Tanrı’nın kanatlı ulaklarıyız!
Umudunuzu kaybetmeyin! Unutulmayacaksınız!
Zamanla herkes gelip içinize yerleşir.
Evet, aşkta genellikle ayrılmamız gerekir.
Bu gece zavallı yaratıkları gözyaşlarına boğacağız,
Ama erken bir başlangıç yapmalıyım,
Delta’yla Detroit’e uçmalıyım.
Ama bu onları son görüşün değil, çünkü bazen
Geceleri, ahşap döşemede süründüklerini ve
Alçıpan tavan da ilerlediklerini hissediyorsun.
Senin için geldiklerini düşünüyorsun.
Seni öldürmek istediklerini.
Güçsüzdüm! Öyle bomboştum ki yavaş yavaş yok olabilirdim.
Aslında üç koca yıl boyunca yaptığım da buydu.
Serseme çeviren, felç eden bir hissizlik yapıştı üstüme.
Kahırlı piyanodan rasgele bir nota sesi yükseldi.
Gözü yaşlı defterime kazınmış tuhaf kelime
Sonra silinip gitti.
Her gece o ağır, vampirimsi elin hayalini kurdum
O berbat kol manşetinden uzanan!