Ve yarın, Montreal’de, hepiniz gelin
Küçük, ortadan yok olan bir tanrı göreceksiniz,
Ay ışığının aydınlattığı gölde, paramparça uzanan.
Siz hatırlayan ay olacaksınız.
Siz hatırlayan göl olacaksınız.
Öyleyse, o vakte dek -
Gözü dönmüş bir hırs, ispiyonculuk, paranoya, katı duygusuzluk, depresyon, cinsel doyumsuzluk, yaygın bir alkol alışkanlığı, hatta şizofreni; işte böylesine kokuşmuş bir ortam. İnsanlığın en üretken ama aynı zamanda insana karşı en duyarsız kurumundaydım ve yanlış toprağa ekilmiş bir bitki gibi hızla kuruyordum
Böyle bir yerde yıllarca tutunabilmek için, insanın bir tutkusunun, işi dışında herhangi bir bağlılığını olmaması, kendi benliğini gözden çıkarmayı, bedenini dışlamayı, duygularının çoğunu bastırmayı öğrenmesi gerekir.
Çünkü yaşamaya katlanabilmenin bazı koşulları vardı: okumak, öykü yazmak, arada bir dans etmek, sokaklarda başıboş dolaşmak gibi. Bunların bedeli de çok pahalıydı, maaşım kesilmiş, kariyerim bitme noktasına yaklaşmıştı.