Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını,
ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi.
Düşünüyorum da aşk sözcüğünü de biraz eksik
buluyorum şu şenlen ben arasındaki ilişkiye.
Daha büyük, daha sağlam bu bizimki. Aşk onun
içinde sadece bir kısım galiba. Ötesinde aşkla birlikte,
ama yer yer, zaman zaman onu aşan başka
duygular, başka esriklikler, başka baş dönmeleri
de var bizde. Seni seviyorum ve senin için her şeyim.
Beni seviyorsun ve benim için her şeysin.
Bir insan için şu kısa hayatta bundan daha büyük
ne olabilir ki. Acaba Mecnun Leylâ’yı elde edip
onunla evlenseydi, Ferhat Şirin’e kavuşsaydı, aradan
bu kadar yıl geçtikten sonra bizim birbirimize
olduğumuz gibi tutkun olabilir miydi? Yangın
olabilir miydi?
Ben sözler karşısında renk vermem,
ama içime atarım onları. N’olur, zulmetme
bana. Biz sadece birleşmiş değil, aynı zamanda
kaynaşmış, hal-hamur olmuş, üç olmuş, göz olmuş
kimseleriz. Sen ve ben yok. Sen-ben var. Bil
bunu.