“Aktörler, birbirlerini ölesiye kıskanırlar; çünkü başkasının başarısı kendi
başarılarını biraz gölgede bırakır. Aktörler şöhret düşkünüdürler; çünkü
kazandıkları ün, başarılarının bir ölçüsüdür. Aktörlerin sinirleri fena halde
bozuktur; çünkü korkunç bir stres altında yaşamaktadırlar. Bu stresi hafifletmek
için, alkole sığınanlar vardır aralarında. Çoğu aktörlerin öz kişilikleri tam
anlamıyla gelişemez; çünkü onların başka kişilikleri yansıtan aynalar olmaları
gerekir. Ne var ki, usta bir aktör, tümüyle başka bir kişi olacak kadar kendinden
geçmez, kendi benliğini yitirmez. Ancak usta olmayan aktör bunu yapar. Usta
aktör, hem kendi olur, hem de başka biri. Bir yandan hıçkıra hıçkıra ağlar, bir
yandan da hıçkırıklarını bilinçli bir denetim altında tutar.”