Başlarda kitap günlük tarzında yazıldığı için çok beğenmesemde sonuna doğru sürükleyici olmasıyla beraber kitabın uzun süre etkisinden kalacağımı biliyorum.Aşk romanı diye okumaya başlamıştım fakat kitabın sonuna gelince türünün bu olmaması gerektiğini düşündüm. Mesela Werther'in yaşadıklarını şuan yaşayan biri olarak bu kitabı okusaydım kendimi Werther'in yerine koyup haklı olduğumu düşünürdüm. Werther'e çok üzüldüm. Fakat onun yaşadığı aşk değil benim kanaatimce. Ne derseniz deyin ama aşk değil. Çünkü benim bildiğim aşk insanı öldürmez, yaşatır.
İnsan öyle fâni ki, yaşadığından gerçekten emin olduğu bu dünyada bile, varlığının tek bir gerçek iz bıraktığı bu dünyada bile, sevdiklerinin ruhunda ve hatıralarında o da sönüp kaybolacak, hem de çok çabuk!
Ah bu boşluk! Göğsümün içinde, şurada hissettiğim bu korkunç boşluk!
- Eğer onu bir kez olsun, bir kez olsun şu kalbe bastırabilsen, bu boşluktan eser kalmaz diye düşünüyorum çoğunlukla.
Bir başkasının onu nasıl sevebildiğini, sevmeye nasıl hakkı olduğunu bazen anlayamıyorum, çünkü onu yalnızca ben o kadar yürekten ve o kadar fazla seviyorum ki, ondan başka ne bir şey tanıyor, ne de bir şey biliyorum; ondan başka da bir şeyim yok zaten!