Freud'a göre insan, temelde toplum karşıtıdır.
Toplum, onu ehlileştirmeli, biyolojik —ve dolayısıyla yok
edilmesi olanaksız— dürtülerin şu ya da bu şekilde dolaysız olarak doyurulmasına izin vermelidir; ama toplumun asıl görevi, insanın temel tepilerini arıtmak, ve bunları ustaca denetlemektir.
çoğu insanın beyniyse hâlâ Taş Çağı'nda yaşıyor, insanların büyük çoğunluğu bağımsız olma, akılcı, nesnel olma olgunluğuna henüz erişemediler,
insanoğlunun kendisiyle başbaşa olduğu, kendisinin dışında, yaşama anlam verecek hiçbir yetkenin bulunmadığı olgusunu kabullenmek için mitlere ve tanımlara gerek duyuyorlar, insanoğlu usdışı yıkıcılık tutkularını, nefret, kıskançlık,
yetkeye, paraya egemen devlete, ulusa tapıyor;
öte yanda insan ırkının büyük tinsel liderlerinin, Budha'nın, peygamberlerin, Sokrates'in, İsa'nın, Muhammed'in öğretilerine sahte bir bağlılık gösteriyor —
çağdaş insan hâlâ kaygılı; özgürlüğünü çeşit çeşit diktatöre
teslim etmeye doğru gidiyor;
ya da kendisini makinanın küçücük bir çarkına dönüştürmüş,
karnı tok, sırtı pek, ama özgür bir insan değil de bir robot haline gelerek bu özgürlüğü yitirmek yönünde ilerletiliyor.
insanı ya özgürlüğünün yükünden kaçarak yeni
bağımlılıklara ve boyuneğmelere sığınmak,
ya da insanoğlunun tekliği ve bireyselliği temeline
dayalı olumlu özgürlüğün tam anlamıyla gerçekleşmesi yönünde ilerlemek durumunda bırakmaktadır.