Eğer ayrılma ve bireyleşme yönünde atılan her adım, bunların karşılığı olan benliğin gelişmesi evreleriyle eşleşebilseydi, çocuğun gelişmesi çok uyumlu olurdu. Ama bu pek
olmaz. Bireyleşme süreci otomatik olarak gerçekleşirken, benliğin gelişmesi, birçok bireysel
ve toplumsal nedenlerden ötürü kösteklenir. Bu iki gidiş arasındaki boşluk, dayanılmaz bir
soyutlanmışlık ve güçsüzlük duygusu yaratır ve bu da daha sonra kaçış mekanizmaları diye
tanımlanacak olan ruhsal işleyişlerin oluşmasına yol açar