O günün dünyasında teklik, basitlik istiyordu insanlar. Kaba kuvvetin hakim olduğu ama rahatlatıcı basitlikte bir dünyada yaşamak istiyorlardı. Tek bir partinin, tek bir ırkın ve kendileri gibi zayıf olmayan, güçlü bir liderin çeki düzen vermesini istiyorlardı.
1933'lerde Almanya'da yapılan sokak eylemlerinde Freud'un kitapları yakılmıştı. Kitaplarının yakıldığını haber alan Freud, "Epey ilerleme kaydetmişiz, Ortaçağ'da olsak beni yakarlardı, şimdilik kitapları yakmak onlara yetiyor," demişti. Oysa beş yıl sonra yani 1938'de Viyana'ya gelen Naziler sadece kitap yakmakla yetinmeyeceklerdi.