Dextr

Dextr
@Dexysr
Mühendis/kamu
Lisans
İstanbul
2 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Öfke ve azizlere yaraşır duyguların çatışması en yoğun dönemini bir erkekle çıkmaya başladığında yaşamıştı. Bana “itiraf ettiği” gibi o zaman erkek arkadaşının kendini okşamasından çok hoşlanmış ve bu yüzden kendisinden daha fazla nefret etmişti. Erkek arkadaşı ile seks ilişkisine girdiği ve ilk ve tek orgazmını yaşadığı bir günün akşamında ilk kez cilt problemleri başlamış ve tüm cildi kızarmıştı. Sonunda fiziki hastalığının, kurnaz psiko dinamiği açığa çıkmıştı: hastalığı Rosalind’e, Kendi kendini cezalandırabilmesi için yeterli malzeme sağlamıştı. Sekse ait duyguları, karmaşayı ve öfkeyi hayatından uzaklaştırmasına olanak sağlayarak, azizlik rütbesinin yolunu açmıştı. Kendisini arzu edilemeyecek bir duruma sokarak gelecekte seksle ilgili bir ilişkiye giremeyecek hale getirmişti. Anne babasını da cezalandırmasına olanak sağlamış ve bir sakatın aile içindeki ayrıcalıklı yerini sağlamlaştırmıştı. Duygularını cildi yoluyla dışarı atmasına olanak sağlamıştı. Cildi kırmızı, kaşıntılı ve acı vericiydi. Cildi yoluyla duygularını takip etmeye olanak vardı çünkü cildi duygularına göre değişik durumlar gösteriyordu. En ilginci, cildinin en korkunç yaralara dönüştüğü zamanlarda bile yüzünün saf ve pürüzsüz güzelliğini korumasıydı. Bastırılmış duyguları vücudunun her zaman kapalı duran kısımlarını kasıp kavururken yüzüne hiçbir şey olmamıştı. Kendini kabullenmeye başlayıp, kendi kendini zehirlemekten vazgeçmeye başladığı anda kendine karşı duyduğu nefret süratle yok olmaya başladı.
Sayfa 43
Alıntı
Reklam
Kendimize karşı hoşgörülü olmayı öğrenme savaşımızda, en önemli nokta: bildiğimiz tüm değerleri göz ardı ederek kendimizi olduğumuz gibi kabul etmektir. Ne yazık ki, çoğumuz o kadar uzun süre ve etkili olarak kendimizi terörize etmişizdir ki, “insan” kavramının anlamını kaybetmişizdir.
Sayfa 36
Alıntı
Başkalarına hükmeden kuvvetlidir,kendine hükmeden kudretlidir.
Sürekli olarak kötü yatırımlar yapmış bir danışanımın “Eğer” ve “Keşke” ile dolu bir hayatı vardı. “Neden daha iyi düşünemedim?” diye kendi kendini yiyor, iyi kararlar alamamasının nedenini bir türlü anlayamıyordu. “Borcunu ödemekten” söz ediyor ama neden söz ettiğini açıklayamıyordu. Birlikte birkaç ay çalıştıktan sonra sonunda ne demek istediğini anladım. Yeterince acı çekerse, başarıya ulaşmayı hak edeceğine inanıyordu. Her nasılsa kendi kendine yaşattığı acıların sihirli bir şekilde doğru yatırımlar yapmasının garantisi olduğuna inanıyordu. Bu hayali ve nevrotik direnci kırmak için uzun ve zorlu bir mücadele vermemiz gerekti. 1. Kendinden nefret etmek ve acı çekmek, başarıya hak kazandırmaz. 2. Ne kadar hak edersek edelim, bir işi yapmamak ne başarı ne de ödül getirir. 3. Kendinden nefretin bir şekli olan kendini suçlama, bizi olgunlaştırmaz. 4. Kendinden nefret ederek kendine acı çektirmek bizi daha iyi bir insan yapmaz. 5. Bu yıkıcı davranışlar moralimizi bozarak hatalı kararlar vermemize ve başarısız olmamıza neden olur.
Sayfa 31
Alıntı