Ordumuzu ötesinde berisinde ince serviler ve çamlar görünen engin bir meşe ormanı halinde görüyordum. Gölgeleri öncesi olmayan, gövdeleri hiç yenilmemiş, dalları hülyayla, çok ciddi ve içsel bir acıyla dolu bir orman. Koca dünya bunu sürekli biçiyor, büyük ağaçlarını yere seriyor. Fakat yere dökülen tohumlardan daha zengin genç bir orman fışkırıyor. " Bu orman İzmir'e girecek, " diye sayıklamış ve haykırmışım.