Dijwar

Dijwar
War ew war e Lê bihar ne ew bihar e.. 2×2=1 1000Kurdî t.me/dijlog (In La Kesh) t.me/herkurdi (Kurdî)
Vatansız deniz, kimliksiz ölüm: Alan Kurdî
Alan’ın bedeni, hiçbir pasaportun, hiçbir sınırın ve hiçbir uluslararası sözleşmenin korumaya yetmediği o savunmasızlığın en somut kanıtıdır. Sosyolojik olarak bu, bir halkın modern dünya düzeni tarafından "feda edilebilir" bir konuma itilmesinin resmidir. Yazımın tamamı için: dijlog.blogspot.com/2026/04/vatansz...
1000k
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sartre’ın Kaygısından Şeriatî’nin Tevhid’ine
1960’ların Paris’i entelektüel bir kaynama noktasıyken, Sartre zirvedeki isim, Ali Şeriatî ise onun derslerini soluyan, eserlerini Farsçaya kazandıran ve onunla derin tartışmalara giren genç bir doktora öğrencisiydi. Bu iki ismi birleştiren temel zemin; "insan özgürlüğü" ve "sorumluluk" kavramlarıydı. Her ikisi de insanın kendi özünü, kendi eylemleriyle inşa ettiği gerçeğinde müttefikti. Ancak bu yolculukta Şeriatî, "hocam" dediği Sartre’dan hayati bir kavşakta ayrıldı: Aşkınlık ve Tanrı. Sartre için Tanrı’nın yokluğu, mutlak özgürlüğün ön şartıydı. Ona göre, eğer bir yaratıcı varsa, insan önceden belirlenmiş bir "taslak" (essence) olmaktan öteye gidemezdi. Tanrı olmadığı için insan "dünyaya fırlatılmıştı" ve kendi anlamını sıfırdan yaratmak gibi devasa bir yükün altındaydı. Bu durum Sartre’da meşhur "bulantı" ve "kaygıyı" doğuruyordu; çünkü insan nihayetinde anlamsız bir boşlukta, kendi değerlerini tek başına varetmeye çalışan trajik bir kahramandı. Ali Şeriatî, Sartre’ın varoluşçu metodolojisini aldı ama onu İslam’ın "Tevhid" ilkesiyle yoğurarak radikal bir dönüşüme uğrattı. Şeriatî’ye göre, Sartre’ın Tanrı’yı reddederek ulaştığı özgürlük aslında insanı "boşlukta" ve "sahipsiz" bırakıyordu. Şeriatî, Sartre’ın karşısına şu sarsıcı tezle çıktı: "Gerçek özgürlük, insanı nesneleştiren tüm yeryüzü otoritelerine (firavunlara, tiranlara, kapitalizme) karşı durabilmek için, sadece mutlak olan Tanrı’ya yönelmekle mümkündür." Şeriatî için Tanrı, insanı kısıtlayan bir "üst akıl" değil; aksine onu balçıktan çıkarıp yeryüzünün özgür faili (halifesi) kılan temel itici güçtü. Sartre’ın ateist varoluşçuluğu insanı sadece "kendisi için" bir varlık yaparken, Tevhid eksenli varoluşçuluk insanı hem özgürleştiriyor hem de ona metafizik bir sorumluluk yüklüyordu. Sartre, Şeriatî’nin
1000k
İsmet Özel ve türevleri, Türk siyaseti mensupları, sağ görüşlü gazeteciler, Kitap başlığına dikkat çekmek için "Kürt" ibaresi yazanlar, Bir Kürt sevdim gibi aptalca kitaplar. Vs.

Elif Demirkılıç

@elifdemirkilic
·
Cevap verecek kadar cesur musunuz?
Asla kitaplarını okumam dediğiniz yazar?
Duygu ve Düşünce
Batı'dan Jean-Paul Sartre okumak gerek hemen ardından Doğu'dan Ali Şeriati yi de okuyup, tamamlanmak gerek. Biri size özgürlüğu konuşacak, diğeri özgür insanın eline meşale ve başkaldırı verecek.
1000k
Köklerinden Kopan İnsan: Modern Bir Arafta Kalış Hikayesi
Kültürel kopuş, bireyi sadece geçmişinden değil, geleceğinden de mahrum bırakır; çünkü kendi hikâyesini bilmeyen birinin, başkalarının hikâyesinde figüran olmaktan öteye gitmesi çok zordur. İnsan, ancak kendi özgün renklerini koruyabildiği sürece evrensel tablonun anlamlı bir parçası olabilir. Yazımın tam hali.. dijlog.blogspot.com/2026/03/kokleri...
1000k