Dijwar

Dijwar
War ew war e Lê bihar ne ew bihar e.. 2×2=1 1000Kurdî t.me/dijlog (In La Kesh) t.me/herkurdi (Kurdî)
Kirli Ağustos'a mektup...
Puan vermedi·106 syf.·
2022 30. kitabı
Bir ah verilebilseydi keşke her bir umutsuz şiirinizde Edip Bey. Bir iyi ki biriktirseydi ceplerimizde dolaşan her bir şüpheye. Ama yok, ne bir binefş rengi umutların iyi ki nefesini verdirir ne de uçuruma değen sert rüzgarın hadi’sini toplar sinede. Mutluluk, alışılmış bir kötümserlik midir sahiden Edip Bey? Öyle demiştiniz şiirinizin en tenha yerinde. Akabinde her şey gider ama aşk durur yeryüzünde diyerekten. Madem insanın insana verebileceği en değerli şey yalnızlıktı, neden durmadan yalnızlığınızın kalelerinden çıkan, umuttan bihaber sözlerle volta atıyorsunuz şiirlerinizin azı dişlerinde. Değil miydi her yüzen geminin su kesimi, aşk? Değil miydi çok erken, biri öldüyse? Sormadım size nereden geldiniz, nesiniz diye. Anlaşıyormuşsunuz ya işte konuşmasanız bile. Mademki tarihiniz, sevgi ve tutkuların devrimidir, umutsuzluk, devrime gebe olur mu, kangren değil de. İmgesi olup ölümün, sevmeye de sevilmeye de kar yağdırırken şiirlerinizde, nemli toprakta yüzükoyun yatmanın hüznü niyedir? Bakın ne güzel kalbiniz, serseriliğiniz; bir başına, tek başına ne beklentisiz ne de umutlu, yalnız bir başına… O hâlde bir tutam umut türetmede kalmalıydı tek bir şiiriniz. Her türlü olan yalnızlığınız dil olacaksa yarına, bir umuda gebe kalmalıydı, diğer yarınlar uğruna. Ama bencil ve karamsar kalmayı yeğlediniz. Sözlerinizde dudaklarınızın izi kalmalıydı en azından. Şiirlerinizde iki el arasında çaresiz bir vakti pay etmeseydiniz, o zaman belki anlardınız gözleri kör bir insanın nasıl ağlayabildiğini. İmgesi oldunuz ölümün, çoktan tıkadığınız bir sorgu ile. Hayal kuracak vakti bile yok insanın deyip, Kirli Ağustos ile kurmadık hayal bırakmadınız. Kar yağdırmış olsanız da şiirinizin bir vaktine, sevildiniz bir o kadar da vakitlerin bir yerinde, iki elin birleşiminde…
Şiir
Kirli AğustosEdip Cansever · Yapı Kredi Yayınları · 2022883 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·119 syf.·
2022 21. kitabı
Hemen hemen her kitapta mutlaka bir karakterin veya yazarın “ben kimim” sorusuna ya da “ben kimim sorusuna bir cevabına” denk geliriz. Bu denk geliş muhtemelen hepimize de kendimize bu soruyu sordurmuştur. Ve yine muhtemeldir ki her kitaptaki "ben kimim" sorusuna verilen cevabı da nedense benimser ve destekler halde buluruz kendimizi. “Ben kimim?” sorusunu bize asıl sorduran, kimlik arayışı veya tanımlamasıdır, kanaatimce. Kimlik kitabının kimliğe ulaşmak için asıl üzerinde durduğu soru aslında buradan geliyor. Zygmunt’un çok yönlü düşünce biçimini, her perspektiften olaya bakma, yorumlama kabiliyetinin farkındaydım. Bu kitapta da bu kabiliyetini neredeyse kusursuza yakın bir biçimde gösteriyor. Modern dünyanın veya toplumun bize sunduğu tüketicilik(her şeyde) ve subjektif yaklaşımın gayet farkında olan Zygmunt, kimi sosyolog veya felsefecilere nazaran önyargı ve subjektiflikten uzak kalmayı oldukça başaran bir yazar olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Kitapta okurun neyi istediğini ve hangi cevaba ulaşmak istediğinin gayet farkında olan yazar, okuru tatmin etme çabasına hiç girmez hatta o kadar kendiliğinden uzak bir kitap yazmıştır ki hem kendisine hem de okuyana önyargı yapma eğilimini bile bırakmaz. Bunu kitapta fark etmeye başladığınızda kitabın size yeni pencereler açtığını hatta ilk okuyunca sıkıldığınız kitabın sizi sardığını göreceksiniz. Hiçbir edebi güzellemelere ihtiyaç duymadan sadece sorulara ve hayatındaki derlemelere, aklındaki bir diğer bilginlerin yorumlamalarına sıkça yer verip, sıkmaması da edebi bir başarıdır. Bu, kitabın niteliğini açığa çıkaran bir olgudur. Çoğu insan gibi “ötekiliği” derinden hisseden ve buna kendi bilgeliğinin yorumunu katan yazar “öteki” veya “ait olmayı isteyen” kişi veya düşüncelere bileğine güvenen yeni yorumlar
İnsan ve Toplum
KimlikZygmunt Bauman · Heretik Yayıncılık · 2017438 okunma
Yüreği kendiyle alıp götürdü...
Puan vermedi
Hani, Allah'ın nurundan nasiplenmiş biridir. Yüreğindeki yaralar, şimdi herkesin yüreğinde... Aşk ne kadar çetinse bile, uzun ve aydın bir yol önündediydi. Bu uzun yolda sadece beşeri aşk değil, her şeyin aşkı yer bulurdu. Bu yol ağaçlı, çiçekli ve dikenlidir... Mutlu olan bir yürek, dertsiz de olmaz. Ama... Hani kendisine sadece derdi ister, mutluluk yare kalsın diye. (#119863797). Derdi taşıyabilen yürek, aşktan habersiz değildir. Bilirdi Hani; aşk, dertlere karşı bir cesaret timsalidir. Çünkü en büyük aşk en sonda Rabbi tanımakla, tanınabilirdi. İnsan ve yurt sevgisiyle... Ne kadar kötü olsa bile bir yer, orada yaşayıp, sevince bir insan, orası en güzel yerdir. Bu yer bir memleket de olabilir, yarin kucağı, bir ağustos böceğinin cırcırı da... Aşk, şüphesiz büyük bir duygu. Ki büyük olmasaydı Ne Mem olurdu, Ne de Zîn... Hani de olmayabilirdi... Hani'ye göre, her insan aşk ile doğar. Ama herkes aşk ile kalır mı bilinmez... Ve devam eder Hani, "aşka sahip biri, huzursuzdur." (#119864978) Uzatmayalım da Hani'nin kitabından bahsedelim biraz. Ki ne kadar uzatırsak o kadar kirletmiş oluruz... Mem, çaresiz bir aşık gibidir. Her ne kadar çaresiz olsa da o kadar da iyi biridir. Yüreği Zin ile aydınlanır... Zîn, eşsiz bir güzelliğe sahip. Yüreği simasından eksik değil. Tacdin, eşsiz bir dost. Bana göre yüreği aşktan büyüktü. Bekir, her insanın yolunda bir diken. Ne kadar senleyse, o kadar batar... Her destanda olduğu gibi bu iki aşığın da yolu sancılıdır. Şüphesiz zor olan daha dikkat çeker ve istenilir. Mem ile Zîn'in aşkı bir duygu gibidir. Ne görülür ne de elin avucuna sığar. Ama tırnakların ucuna kadar hissedilir! Mem bir yaralıdır. Yüreği hep umutla doludur. Zin'in gözleri sürekli yoldadır. Mem'in ayaklarının
1000Kitap
Mem ile ZinEhmedê Xanî · Everest Yayınları · 20192,710 okunma
Dil bi xwe re bir û çû...
Puan vermedi·260 syf.·
2021 44. kitabı
Xanî, kesek ku ji nûra Xwedê bi par e. Xemên di dilê wî de, niha di dilê her kesî de... Evîn çi qas dijwar be jî, rêyek her dirêj û bi ronî di pêşiya Xanî de bû. Di vê rêya dirêj de ne tenê evîna mirovayetî, evîna her tiştî cih digire. Ev rê bi dar in, bi kulîlk û bi strî ne... Dilek bi şa be, bê xem jî nabe. Lê..  Xanî ji xwe re bi tenê xeman jî dixwaze da ku şahî ji bo yar be.  (#119863797). Dilê ku dikare xeman hilbigire, ji evînê ne bê hay in. Evîn wêrekiya li dijî xeman in, Xanî dizanî. Ji ber ku evîna mezin her ku di dawiyê de bi nasîna Xwedê dihate naskirin. Bi hezkirina mirov û welatî dihate naskirin. Derek çendî nexweş bibe jî dema ku mirov li wir jiya û ji wir hez bike, ew der cihê ku herî xweş e. Ev cih dibe ku welatek be, paşila yarek be, çîrçîra çîrçîrokek jî be... Evîn, bêguman hestek mezin e. Ku ne mezin bûya ne Mem dibû ne jî Zîn û dibe ku Xanî jî wê  nebûya... Bi Xanî, her mirov bi evînekê tê li dinê. Lê her kes bi evîn dimîne ew jî bi guman e. Û berdewam dike Xanî: Kesên ku xwedî evîn, bê aram in...(#119864978) Ka em dirêj nekin û behsa pirtûka Xanî bikin, ku em çiqas dirêj bikin ew qasî jî qirêj dikin... Mem, wekî her evîndarekî neçar e. Her çiqas neçar jî be bi wî qasî jî kesek qenc e. Dilê wî Zîn ronî ye. Zîn, xwedî bedewbûneke cuda ye. Dilê wê jî ne ji rûyê wê kêmtir e. Tajdîn, hogirek bêhempa ye. Bi min dilê wî ji evînê mezintir bû. Bekir, di rêya her mirovekî de strî ye. Her çiqas bi te re be, ew qasî jî bi te re diçe. Wekî her destan û çîrokên evînî, rêya van herdu evîndaran jî dijwar e. Bêguman tiştên dijwar pirtir bal dikişîne û tê daxwazkirin. Evîna Mem û Zîn mîna hestek e. Ne tê dîtin ne tê kefa destê meriv... Lê heta serê neynûkan jî tê hesîn. Mem birîndarek e. Dilê wî her bi hêvî
1000Kitap
Mem û ZînEhmedê Xanî · Avesta Yayınları · 20202,710 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2020 64. kitabı
Sepehri... Suyun Ayak Sesi şiiriyle ilk sevmiştim, çok farklı bir tarz hissettiren Sepehri, İran modern şiirinin en önemli beş temsilcisinden biridir. Aynı zamanda bir ressamdır. Japonca'nın yanında birçok dil bilir Sepehri... Şiirlerinde dokunduğu, sitem ettiği yerlerde kendi sitemlerimi bulmuştum. Zaten hayatımıza dokunan olayları veya kişileri kendimize daha yakın buluruz. Sürekli elmayı konuşması, kurbağa yer vermesi... dikkat edilmeyene dikkat çekmesini, Suyun Ayak Sesi adlı şiirindeki "gözleri yıkamalı başka türlü görmeli..." fikrini çok net biçimde görebiliyoruz.  Kendisinde bulduğum marjinalliğinden etkilenmemem elde değildi. Hayranlığımı incelemisini yaptığım bir kitabında belirtmiştim(#69011683). Hayatıma birebir olmasa da ciddi bir etki eden Lösemi'yle yaşamını yititir Sepehri, en çok ölümüyle dokunmuşta bana. Kıskandığım, paylaşamadığım yazarlardan... Garcia Lorca... Pablo Neruda sayesinde tanımıştım, Neruda onun şiirlerini ve şairliğini çok över. Neruda anılarını konuştuğu "Yaşadığımı İtiraf Ediyorum" kitabında da onu bir başlık altında anlatır. Zaten onu merak etmem bu kitap sayesinde olmuştu. Hemen kitaplarına baktım, okudum. Sanırım Sepehri İspanya'da yaşamış büyümüş olsaydı bir Lorca doğardı ondan. Birbilerine çok yakın buldum. Daha doğrusu hissettim, farklı üslup ve tarzları olsa dahi birbirine yakın olduğunu söyleyebilirim. Garcia'da dikkatimi çeken ve hayatımı etkileyen durum ise "Ağustos Böcekleri"dir. Ağustos Böcekleri çok sevdiğim, çocukluğumu hala onda yaşadığım bir hayvan. Nerde görsem mutlaka yakalar, biraz oynar-sever sonra serbest bırakırım. Ve tabi fotoğraflarını çekmeden bırakmam. Galerimin önemli bir çoğunluğunu onların oluşturması, annemin beni "deli" diye nitelendirmesine vesile olmuştur. Garcia, ağustos
1000Kitap
Akdenizdeki ÇölFederico Garcia Lorca · Balkon Sanat · 2011197 okunma