Zygmunt Bauman’ın “Kimlik” kitabı Bauman ile Benedetto Vecchi arasında gerçekleşmiş bir söyleşi kitabıdır. Doğrudan bir “kimlik teorisi” sunmaz; daha çok, modernlik ve özellikle de “akışkan modernite” bağlamında kimliğin ne anlama geldiğini tartışır. Bu nedenle kitap, kimliği kesin ve sabit bir şekilde tanımlamaktan ziyade, kimliğin tarihsel süreçler içinde sürekli değişen, kırılgan ve müzakere edilen bir mesele olduğunu vurgular.
Bauman’a göre kimlik, sabit ve özsel bir şey değil, modern çağda bireyin sürekli kurmak, değiştirmek ve yeniden müzakere etmek zorunda kaldığı bir süreçtir. Kimlik bir keşif değil, inşa sürecidir
Bauman, Kimlik arayışının, modern bireyin kaderi olduğunu düşünür. Ona göre geleneksel toplumlarda bireylerin kimlikleri büyük ölçüde doğuştan, aileden, dinden, yerelden belirlenirken; modern toplumda bu bağlar zayıflar ve kimlik bireysel bir tercih ve mücadele alanına dönüşür.
Bauman, modern toplumlarda bireylerin sürekli bir “köksüzlük” ve “yerinden edilme” hissi yaşadığını söyler. Geleneksel aidiyet bağlarının çözülmesi, bireyi kimlik arayışına iterken, Modernlik ise, belirsizlik üretir.
Bauman Ulus-devletlerin kimliği sabitlemeye çalıştığı noktaya da temas eder. Modern devletler, vatandaşlık, milliyetçilik ve toplumsal kurumlar aracılığıyla kimliği belirlemeye çalışmış, ancak küreselleşme bu çabaları zayıflatmıştır.
Akışkan modernite kavramı, Bauman’ın kimliği tartışırken merkezde tuttuğu çerçevedir. Bu bağlamda bazı kimlik çeşitlemeleri sunar. Örneğin; Kırılgan kimlikler: Küreselleşme, göç, esnek çalışma biçimleri, hızlanan iletişim ağları kimlikleri sabit olmaktan çıkarır; kimlik artık “giyilip çıkarılan bir elbise” gibidir. Tüketim kültürü: Kimlikler tüketim pratikleriyle kurulur. İnsanlar, hangi markaları seçtikleri, hangi yaşam