Levent Ünsaldı

Levent Ünsaldı

YazarDerleyenÇevirmenEditör
8.4/10
60 Kişi
·
190
Okunma
·
7
Beğeni
·
607
Gösterim
Adı:
Levent Ünsaldı
Unvan:
Sosyolog
Doğum:
1 Ocak 1976
01 ocak 1976 doğumlu olan Ünsaldı'nın lisans eğitimi Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'dür. Yüksek lisansını Fransa'nın Lille üniversitesinde, doktorasını da Fransa sorbonne'da vermiştir.
Üniversite, sürekli yenilenen ve kılı kırk yaran akademik atama ve yükseltme kriterleri ile kendi "evrensel" hususiyetini tesis edermiş gibi gözükürken yine aynı zamanda rektör ve onun siyasi hamilerinin yakın gözetimi altında eş-dost-ve-akrabalardan müteşekkil ufak bir aile sıcaklığı da yaşatabilir.
Sıradan bir duruma ilgi gösterdiğimizde, 'Burada ne oluyor?' sorusunu kendimize sorduğumuzu varsayıyorum. Sorunun karışıklık veya kuşku anlarında açıkça; durum, kesinliklerimizi tehdit etmediğinde ise örtük olarak formüle ediliyor oluşu bir şey değiştirmez, bu soru sorulur ve sadece ve sadece, yapmamız gereken şeyi yapma şeklimizde cevap bulur.
Erving Goffman
Birey, en ufak bir düşünümsellikten yoksun, yani davranış kodları seviyesinde neyi içselleştirdiğinin veya yaptığının farkında olmayan, Garfinkel'in nefis ifadesiyle "kültürel ahmak" değildir. Kültürel evren, ne bir grubun (veya halkın) ruhu ne de bu yöndeki yarı psikanalist yarı kültüralist nedensellik zincirlerinin dehlizidir. Sadece bir sinyalizasyon sistemidir ve her sinyal sistemi gibi zıtlıkları ve ikilikleri ile beraber vardır.
Bir faaliyetin kimlik (ya da benlik) temin eden bir role zemin hazırlayabilmesi için, söz konusu faaliyetin belli türden bir ahlaki haleyle (diğer bir ifade ile duruma ilişkin bir zorunluluklar yapısı ile) donatılmış olması gerekir.
208 syf.
Spoiler İçerir..!

Damga; sosyal açıdan tamamen kabul görme vasfından men edilmiş bireyin durumunu ifade etmektedir.

Çalışma sosyal psikoloji üzerine inşa edilmiş, klinik araştırmalarla beslenmiş teorik çerçeve daima yeni kişi kategorilerine göre değişmiştir.

Çalışmada çizilen sınırlar damgayla doğrudan ilişkili olgular ile “civar olgular” arasında çizilmiştir. Damga ile sapma arasındaki ilişki netleştirilmeye çalışılmıştır.
Damga kişinin gözden düşmesidir ve toplumun kendisine uygun gördüğü kimliği kabul etmek zorundadır. İçinde yaşadığımız toplum kişileri kendinde bulundurduğu özelliklere göre kategorize eder ve her bireyin varsayılan bir toplumsal kimliği mevcuttur.

Çalışma da kullanılan “damga” kavramının niteleyici yönü kullanılmış gözükse de aslında toplumda aktörler arasındaki ilişki dilidir.

Toplum dinamik yapısının içinde hiçbir karmaşaya mahal vermeden aktörleri taşıdıkları özelliklere göre gruplandırırken, kendi anlam hiyerarşisinde itibarsızlaşmış kişileri de uygun bir ölçekle meydana getirdiği kendi yörüngesinde tutar. Damga sahibi aktör ne herkes gibidir ne de tamamen kendi olabilmektedir. Kendisi için çizilmiş yörüngede hareket alanı oluşturan damgalı birey yaşamsal fonksiyonlarını düzenleme de bir takım normlara uymak ve kendine öngörülen rolü oynamak zorundadır.

Damga tiplerini 3 ana grupta incelemek mümkündür.

1. Bedenin korkunçlukları ( fiziki deformasyonlar)

2. Zayıf irade, baskıya müstahak ya da doğal olmayan tutkular, sapkın ve katı inançlar ve ahlaksızlık olarak algılanan bireysel karakter bozukluklar,( ruh bozukluğu hapis yatmak, bağımlılık, alkolizm, eşcinsellik, işsizlik, intihara girişim ve radikal siyasi davranışlar.)

3. Irk, ulus, din gibi etnolojik olgular

Damga kavramı açıklanırken özellikle bu kavramın tanımının içine giren aktörlerin sözlü ifadelerinden faydalanılmış, “normal” olanlarla etkileşimi değerlendirilmiştir.
Bireyin toplum içinde oluşan kimliği; varsayılan kimliği ile fiili kimliği arasındaki uyuşma ya da uyuşmazlığa göre belirlenmektedir.

Damgalıların kendileri gibi aynı özellikleri taşıyan kişilerle etkileşimi yeni kurumların varlığını da beraberinde getirmiştir.

Çalışma da sosyal psikolojinin iki ana kabulünden hareketle bir takın çıkarımlarda bulunmuştur. Bunlardan ilki;

 İnsanlar kendi gerçekliklerini inşa ederler. Yani aynı ortamda bulunan, aynı kişi ile tanışan farklı bireyler hem bilişsel hem de sosyal süreçler aracılığıyla gerçekliği biçimlendirir, inşa ederler.

 Sosyal etkinin yaygın etkisi: diğer insanlar kendilerini bulunsalar da bulunmasalar da bireyin, duygu düşünce ve davranışlarını etkilerler.

Bu düşünceden hareketle; damga için bireyin toplum içindeki yeri fiillerini anlamlandırma da nedenleri niçinleri, ön kabulleri kısaca toplumu anlama, kavrama içinde var olma çabası içerisindeki belli bir kategoriye ayrılmış aktör diyebiliriz.

Yazar ikinci bölümde benlik üzerinde açığa vurulmamış itibarsızlaştırıcı bilginin idare edilişine, kısacası “ –mış, - miş gibi yapmaya, olmaya” odaklanmıştır.
İnsanın maddi ve manevi yönü olan komplike bir canlı oluşundan fiil ve davranışlarının arkasında her zaman bir anlam var olmakla birlikte aktör ne kadar yalancı olursa olsun yaşamı ne kadar zor gizli ve karmaşık olursa olsun, ya da yeni başlangıçlar ve geri dönüşler tarafından yönetilirse yöneltilsin, eylemleri tamamen anlamsız ve birbirinden kopuk olamaz.

Üçüncü bölümde toplumsal kimlik ile bireysel kimlik arasında bir ayrım yapılmıştır.
Aktör bu iki soyut tarafı ağır basan oluşum içerisinde çatışma halindedir. Zihninde kim olduğu sorusundan çok toplumun kendisini ne olarak gördüğü sorusuna cevap aramaktadır. Kendinde bizatihi hissettiği kimliği; kişinin çeşitli toplumsal deneyimler sonucunda kendi durumuna ve sürekliliğine ve karakterine ilişkin edindiği özel algıdır. Fakat bu algı toplumda oluşturduğu kimlik arasındaki mesafe kimi zaman artmakta kimi zaman ise yakınlaşmaktadır. Bu durumun yarattığı gerilim insanı psikolojik olarak içinden çıkılmaz sorunlara sürüklemekte damgalı bireyin tamamen içine kapanık toplumdan uzak bir hayat sürmesine sebep olmaktadır.
Toplumda oluşan normlar da damgalı kişilerin aşamadığı engellerden sadece biridir. Zira toplumsal beklentiler her aktör için oluşturulmuş bir normdur ve sana uygun görülen kategori ne ise onu yapmak toplum içinde varlığını sürdürebilmen için hayati bir önem arz etmektedir.

Dördüncü bölümde damgalanmış kişinin ve bu duruma karşı verdiği tepki incelenmiştir. Temel hipotez ise farklılığı anlamak için farklı olana değil olağan olana bakmak gerekir.

Beşinci bölümde sapkınlık üzerinde durulmuş ve tanımı yapılmıştır.
Sapkınlık, bir takım değerleri paylaşan ve kişisel sıfatlar ve davranma şekillerine ilişkin belli bir toplumsal normlar bütününe riayet eden bir grup bireyden hareketle, bağlılık göstermeyen her üye için kullanılan bir kavramdır. Bütünleşmiş sapkın ve toplumsal sapkın olmak üzere iki kategoride incelenmiştir. Tabi aynı zamanda bu kategorilerde sınırlar net ifadelerle belli olmayıp belirtilen özellikler her zaman geçerliliğini koruyamamaktadır.

Sonuç olarak yazar sosyal psikoloji üzerine yoğunlaşarak “damgalı” olarak nitelendirdiği insan tipolojisi üzerinde analitik bir yaklaşım sergilemiş bu kişilerin içsel tutumlarını da göz önüne alarak topluma yansıyan fiillerin arkasında yatan anlamları açıklamaya çalışmıştır. Damgalı bireyler toplumla ve kısmen de kendiyle çoğu zaman çatışma halinde olup kendi için ön görülen yaşamsal zeminde toplumdan kopmadan çok fazla içli dışlı da olmadan bazen –mış –miş gibi yaparak hayatını sürdürme çabası içerinde olmalıdır.
142 syf.
·5 günde
Bourdieu bu kitabında bilimin bile sorgulanması ve sosyolojisinin yapılması gerektiğini savunur. Bilimin kendisini yüceltmek ona en büyük zararı verir aslında.
Bana göre bayağı ağır yazılmış bu kitabın en anlaşılır kısmı takdim bölümüydü. Takdim kısmında Batıda ve ülkemizde varolan bilim sosyolojisi anlayışına bir eleştiri vardır. Türkiye'de ampirik çalışma karşıtı bir algı olduğundan saha çalışmaları ikinci plana atılmaktadır. Topluma inmeden sadece teoriler üzerinden toplumsal yapıyı anlamaya çalışmak sosyolojinin en büyük problemlerindendir. Zaten birçok sosyoloji öğrencisi de bu durumdan şikayetçidir aslında. Ve yine sosyologların önemli olan sorunları, konuları çalışmak yerine popüler olan konulara yönelmelerini eleştirir. Medya ve iktidar sahte problemler oluşturarak gerçek sorunların üzerini örter. Sosyologlar bu duruma aldanmamalıdır.
Bourdieu, iktidarın her alanda hegemonyasını gösterdiğini belirtir. Bilim gibi rasyonel bir yapıda da göstermektedir. İktidar ve otorite üzerinden ilerleyen bir alan vardır. Hiçbir alan tesadüfen bir konuya değinmez, o alandaki iktidarın yönlendirmesi konuları belirler. Bilim iktidar ile iyi ilişkiler kurabilir ancak onun güdümüne girerse itibarını kaybeder.
Günümüz problemlerine değinen Bourdieu, bir sosyoloğun nelere dikkat etmesi gerektiğini eleştirel bir dille anlatmış. Kitapta sanırım çeviriden kaynaklanan çok uzun cümleler var. Bu da konuyu anlamayı güçleştiriyor. Özellikle Sosyoloji öğrencilerine ve sosyolojiye ilgi duyanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
126 syf.
Bugünün masa-kasa-nisa (kadın) üçgeninde bir işlev gören neo-liberal piyasa islamcılığını anlamak adına güzel bir kitap.

Neo-liberal piyasa islamcılığı dini değerleri ve kavramları gerçek olanda temsil ettiği anlamsal içeriğinden boşaltıp oluşturduğu simgesel düzende bunları ticarileştiren ve pazarlayan bir zihniyettir. (Tekbir Giyim, Ebu Eyyub el Ensari Hause Tatil Beldesi vb.)

Neo-liberal piyasa İslamı yağmacı kapitalizme karşı hiçbir eleştirisi olmayan aksine bununla bütünleşen bir ılımlılık söylemidir.

Kabenin gökdelenler aracılığıyla Suud hanedanı tarafından işgali bunun bir neticesidir.

Takkeyi, cübbeyi, tesbihi bile bir pazarlama aracı haline getirir. Yanmaz kefen satabilir. Kur'an'ı bile bir pazar nesnesi haline dönüştürebilir.

Sami Yusuf gibi sanatçılar bu söylemin sanatçılarıdır.

Neo-liberal piyasa İslam'ı sadece dini pazarlamaz bunun yanında onu bir siyaset-ticaret döngüsüne hapsederek manevi içeriğinden boşaltır.

Kitapta bu söylemin nasıl işlediğine, televaizlerinden (bizdeki ramazan vaizleri gibi) sanatçılarına kadar Mısırdan, Türkiye'den örnekler sunulmuş.

Meraklısına ve tabiki dünyanın ve ülkesinin gidişatı noktasında sorumluluk ve endişe duyan herkese.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yalnızca nefis bir sosyoloji çalışmasından beklenen nitelikleri -ciddiyet, titizlik, temkinlilik, açıklayıcılık, "mistik" ve fetiş olanın ardındaki toplumsalı deşifre etmek- taşıması ile değil, aynı zamanda sosyoloji disiplininin şahsiyeti ve saygınlığı adına muazzam bir gayreti ve hizmetkarlığı göğüslemiş bir figürün aslî kaygılarının kökenlerine doğru iz sürmek adına da fevkalade ehemmiyet taşıyan temel bir eser. Müstakbel meslektaşlarımızın eğitimleri boyunca maruz kaldıkları şeylerin az çok farkında biri olarak, her şey bir tarafa, sosyoloji icrasını ancak ve ancak virtüöz icrasının kendisinde bulabileceklerini hatırlatmak zorundayım. Virtüözün performansı da bu performansı alımlayabilecekler içindir zaten. Dolayısıyla zahmeti göğüslemek gerektir.
Kimlik tartışmaları, ötekilik veya haricilik çalışmaları ile bilinen birçok sosyolog ve sosysl bilimcinin çalışmalarının adeta haplar şeklinde bir araya getirildiği derleme kitaptır. Özellikle Schütz'ün makalesini tavsiye ederim.
278 syf.
·Beğendi·8/10
Sosyoloji ile ilgilenenler için muazzam açıklayıcı bir kitap. İçerikte bir çok düşünürün konu ile ilgili metinleri bulunmakta ve bu daha akıcı ve açıklayıcı bir anlatım sağlamaktadır.
126 syf.
·11 günde·9/10
Üç büyük İslam coğrafyasında (Arap, Türk ve Güneydoğu Asya) eş zamanlı ancak birbirinden bağımsız olarak gelişen İslam'ın radikal ve devlet odaklı yorumlarına karşı birey ve piyasa odaklı yorumunun yükselişini anlatan enfes bir kitap. Kitap 2005 gibi analiz için erken bir tarihte yazılmış ama süreci o tarihten okuduğu ortada. Kitapla ilgili blog yazımı okuma isteyenler için linkini veriyorum:
https://karakugublog.wordpress.com/...lami-patrick-haenni/
288 syf.
·Puan vermedi
Sosyoloji ve felsefe alanında incelenmesi oldukça nitelikli bir eser :) yavaş yavaş ve bağlı olduğu teoriye göre değerlendirip,düşünülmeli :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Levent Ünsaldı
Unvan:
Sosyolog
Doğum:
1 Ocak 1976
01 ocak 1976 doğumlu olan Ünsaldı'nın lisans eğitimi Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'dür. Yüksek lisansını Fransa'nın Lille üniversitesinde, doktorasını da Fransa sorbonne'da vermiştir.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 190 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 261 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.