Levent Ünsaldı

Levent Ünsaldı

YazarÇevirmen
8.1/10
32 Kişi
·
87
Okunma
·
5
Beğeni
·
526
Gösterim
Adı:
Levent Ünsaldı
Unvan:
Sosyolog
Doğum:
1 Ocak 1976
01 ocak 1976 doğumlu olan Ünsaldı'nın lisans eğitimi Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'dür. Yüksek lisansını Fransa'nın Lille üniversitesinde, doktorasını da Fransa sorbonne'da vermiştir.
Dogmatik ve mekanik bir takipçiliğe kapılıp Durkheimcı, Weberci, Marksçı, Yapısalcı, Pozitivist, vb olmak sosyolojik bir opsiyon değildir; bir inanç sorunudur.
Moda, insanın içsel özgürlüklerini bütünüyle korumasını böylece bireyin toplumun bütünüyle ilişkisinde kendi konumunu dışşal olarak göstermesini sağlayan önemli bir toplumsal araçtır.
İnsanların varlığını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır.
Çünkü; bilgi, gücün önemli bir parçası olmasına rağmen, güçle aynı şey değildir.
İnsanlık organik bir bütün halinde ilerler. Din, ahlak, sanatlar, bilgi ve siyasal kavramların hepsi aynı anda değişir ve birbirlerine aynı ilkeyle öylesine bağlıdırlar ki; biri değişince hepsi değişir.
Durkheim bireyciliğin menfi sonuçlarının engellenmesi için mesleki dayanışma ve cemiyetlerin önemini vurgulamıştır.
İnsan, hayatının amacı olarak kazanma güdüsünün hakimiyeti altındadır; kazanmak artık kendi maddi ihtiyaçlarını karşılamanın bir aracı değildir.
İstatistiki veri; alt sınıfa yönelik çeşitli kurumların (kilise, devlet, siyasi parti veya çıkar grupları) tespit ve kontrol mekanizmasıdır.
Toplumu tanımak istiyorsanız bireye, bireyi tanımak istiyorsanız topluma bakın. Mutlak toplum anlayışı anlamsızdır.
142 syf.
·5 günde
Bourdieu bu kitabında bilimin bile sorgulanması ve sosyolojisinin yapılması gerektiğini savunur. Bilimin kendisini yüceltmek ona en büyük zararı verir aslında.
Bana göre bayağı ağır yazılmış bu kitabın en anlaşılır kısmı takdim bölümüydü. Takdim kısmında Batıda ve ülkemizde varolan bilim sosyolojisi anlayışına bir eleştiri vardır. Türkiye'de ampirik çalışma karşıtı bir algı olduğundan saha çalışmaları ikinci plana atılmaktadır. Topluma inmeden sadece teoriler üzerinden toplumsal yapıyı anlamaya çalışmak sosyolojinin en büyük problemlerindendir. Zaten birçok sosyoloji öğrencisi de bu durumdan şikayetçidir aslında. Ve yine sosyologların önemli olan sorunları, konuları çalışmak yerine popüler olan konulara yönelmelerini eleştirir. Medya ve iktidar sahte problemler oluşturarak gerçek sorunların üzerini örter. Sosyologlar bu duruma aldanmamalıdır.
Bourdieu, iktidarın her alanda hegemonyasını gösterdiğini belirtir. Bilim gibi rasyonel bir yapıda da göstermektedir. İktidar ve otorite üzerinden ilerleyen bir alan vardır. Hiçbir alan tesadüfen bir konuya değinmez, o alandaki iktidarın yönlendirmesi konuları belirler. Bilim iktidar ile iyi ilişkiler kurabilir ancak onun güdümüne girerse itibarını kaybeder.
Günümüz problemlerine değinen Bourdieu, bir sosyoloğun nelere dikkat etmesi gerektiğini eleştirel bir dille anlatmış. Kitapta sanırım çeviriden kaynaklanan çok uzun cümleler var. Bu da konuyu anlamayı güçleştiriyor. Özellikle Sosyoloji öğrencilerine ve sosyolojiye ilgi duyanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
256 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Egemen normların 'normal' ve 'standart' olarak belirlediği her şey normal olarak kabul edilirken,bunun dışında kalan ve eyleyen her şey öteki,harici,sapmış ve günahkar gibi kavramlara mahkum edilir.
H.Becker,ötekileştirilmiş,öteki diye dışlanmış ve damgalanmış bireylerin aslında ne zaman,neden ve hangi perspektiflerde dışlandığını ortaya koyuyor bu çalışmasında.
Cesur sosyal bilimcinin insanlarla birebir görüşmelerini,belli tüketim biçimlerinde etkileşim içerisinde bulunan gruplarla çalışmalarını,günümüz toplumunca damgalanmış insanları somut ve gerçekliğin içinden verileriyle bize yansıtmasını okumak büyük bir keyif.
Ön yargılarınızı kırmak ve kendinizi geliştirmek isterseniz bu kısacık çalışma yol gösterir niteliğinde.
126 syf.
·10/10
Bugünün masa-kasa-nisa (kadın) üçgeninde bir işlev gören neo-liberal piyasa islamcılığını anlamak adına güzel bir kitap.

Neo-liberal piyasa islamcılığı dini değerleri ve kavramları gerçek olanda temsil ettiği anlamsal içeriğinden boşaltıp oluşturduğu simgesel düzende bunları ticarileştiren ve pazarlayan bir zihniyettir. (Tekbir Giyim, Ebu Eyyub el Ensari Hause Tatil Beldesi vb.)

Neo-liberal piyasa İslamı yağmacı kapitalizme karşı hiçbir eleştirisi olmayan aksine bununla bütünleşen bir ılımlılık söylemidir.

Kabenin gökdelenler aracılığıyla Suud hanedanı tarafından işgali bunun bir neticesidir.

Takkeyi, cübbeyi, tesbihi bile bir pazarlama aracı haline getirir. Yanmaz kefen satabilir. Kur'an'ı bile bir pazar nesnesi haline dönüştürebilir.

Sami Yusuf gibi sanatçılar bu söylemin sanatçılarıdır.

Neo-liberal piyasa İslam'ı sadece dini pazarlamaz bunun yanında onu bir siyaset-ticaret döngüsüne hapsederek manevi içeriğinden boşaltır.

Kitapta bu söylemin nasıl işlediğine, televaizlerinden (bizdeki ramazan vaizleri gibi) sanatçılarına kadar Mısırdan, Türkiye'den örnekler sunulmuş.

Meraklısına ve tabiki dünyanın ve ülkesinin gidişatı noktasında sorumluluk ve endişe duyan herkese.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yalnızca nefis bir sosyoloji çalışmasından beklenen nitelikleri -ciddiyet, titizlik, temkinlilik, açıklayıcılık, "mistik" ve fetiş olanın ardındaki toplumsalı deşifre etmek- taşıması ile değil, aynı zamanda sosyoloji disiplininin şahsiyeti ve saygınlığı adına muazzam bir gayreti ve hizmetkarlığı göğüslemiş bir figürün aslî kaygılarının kökenlerine doğru iz sürmek adına da fevkalade ehemmiyet taşıyan temel bir eser. Müstakbel meslektaşlarımızın eğitimleri boyunca maruz kaldıkları şeylerin az çok farkında biri olarak, her şey bir tarafa, sosyoloji icrasını ancak ve ancak virtüöz icrasının kendisinde bulabileceklerini hatırlatmak zorundayım. Virtüözün performansı da bu performansı alımlayabilecekler içindir zaten. Dolayısıyla zahmeti göğüslemek gerektir.
278 syf.
·Beğendi·8/10
Sosyoloji ile ilgilenenler için muazzam açıklayıcı bir kitap. İçerikte bir çok düşünürün konu ile ilgili metinleri bulunmakta ve bu daha akıcı ve açıklayıcı bir anlatım sağlamaktadır.
126 syf.
·11 günde·9/10
Üç büyük İslam coğrafyasında (Arap, Türk ve Güneydoğu Asya) eş zamanlı ancak birbirinden bağımsız olarak gelişen İslam'ın radikal ve devlet odaklı yorumlarına karşı birey ve piyasa odaklı yorumunun yükselişini anlatan enfes bir kitap. Kitap 2005 gibi analiz için erken bir tarihte yazılmış ama süreci o tarihten okuduğu ortada. Kitapla ilgili blog yazımı okuma isteyenler için linkini veriyorum:
https://karakugublog.wordpress.com/...lami-patrick-haenni/
288 syf.
·Puan vermedi
Sosyoloji ve felsefe alanında incelenmesi oldukça nitelikli bir eser :) yavaş yavaş ve bağlı olduğu teoriye göre değerlendirip,düşünülmeli :)
269 syf.
·90 günde·10/10
Muhteşem bir analiz. Levent Hoca'nın kalfalık eserim dediği bu post-doktora çalışması altüst edici, enfes bir eser olmuş. Kitap Türkiye'de kalkınma kavramına bakış açıları ve bunların bazı ikincil farklılıklarına rağmen iki ana grupta toplanabileceğini anlatıyor. Piyasa'nın nihai egemenliğine bir itiraz ve epistemolojik bir yenilenmeye davet. İçerisinde okumayı neşeli hale getiren mülakat detayları da var. İçerikten bazı akademisyenlerin isimleri anlaşılabiliyor. Bu arada bu mülakatlar da bilimsel yöntemin bi r parçası.
256 syf.
·3 günde·8/10
Kitaba ilk başladığımda dünyaca ünlü başarılı insanların hayatlarının klasik biçimde anlatılacağını düşünmüştüm. Ama yazar klasik kişisel gelişim kitaplarının aksine başarı öykülerine çok farklı bir perspektiften bakmış yaptığı incelemeler gerçekten ilgi çekici ve ders verici. Ayrıca yazar verdiği her bilgiyi kaynakçada belirtmiş. Kesinlikle okunmaya değer

Yazarın biyografisi

Adı:
Levent Ünsaldı
Unvan:
Sosyolog
Doğum:
1 Ocak 1976
01 ocak 1976 doğumlu olan Ünsaldı'nın lisans eğitimi Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'dür. Yüksek lisansını Fransa'nın Lille üniversitesinde, doktorasını da Fransa sorbonne'da vermiştir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 87 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 108 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.