Adı:
Küreselleşme
Alt başlık:
Toplumsal Sonuçları
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
147
ISBN:
9789755392547
Orijinal adı:
Globalization The Human Consequences
Çeviri:
Abdullah Yılmaz
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Tabloda her şeyin bulanık göründüğü zamanlarda, hayatlarını kesinlik ve berraklığa adamış sosyal bilimciler genellikle susar ve taşların yerine oturmasını bekler. Zygmunt Bauman gibi kalburüstü düşünürler ise cesaretle belirsizliğe dalar ve bulduklarını, gördüklerini, hissettiklerini ortaya döker. İşte Küreselleşme böyle bir cüretin ürünü. XX. yüzyılın sonlarında, artık ne süper güçler ne de bu güçlerin, dünyayı bölüp her köşesine bir anlam vererek yarattıkları bütünsellik kalmamışken ve pusulaların gösterebileceği bir kuzey yokken yazılmış; ancak doğru yöne işaret ettiği her geçen gün daha açık hale gelen bir eser.

Bauman'a göre, küreselleşen güçler saltanat günlerini yaşıyor, bunun bedelini de yerelliğe çakılıp kalmış zavallılar ödüyor. Hayat toprağa, yerele bağlı olmayı sürdürüyor; oysa güç artık yurtsuz ve ne emekçilere, gençlere, muhtaçlara ne de gelecek nesillere karşı sorumluluk duyuyor. Küreselleşme bu dengesizlik üzerinde duruyor. Yereller dağarlarında ırk, millet, etnik köken, sınıf gibi ne varsa kullanarak yeni bir "biz" duygusu yaratmaya çalışırken, artık yoksullara ihtiyaç duymayan küreseller onların içlerine kapanmalarını körüklüyor.

Batı, bir zamanlar dünyayı aydınlatmak ve kendisine benzetmek için harcadığı çabayı şimdi herkesin olduğu yerde ve olduğu gibi kalması için harcıyor. Küreselleşme kitabında Bauman, küreselleşmenin getirdiği ahlâki ikilemlere çarpıcı örnekler vererek değiniyor. Yiyeceğin bol olduğu yere gitmek isteyen açlar, büyük paralar ödeyerek sonunda kendilerini "çatık kaşlar"ın beklediği yolculuklarına çürük teknelerle, kimliksiz çıkarken; zenginler uçakların birinci mevkilerinde şampanyalarını yudumlayarak küreselliğin tadını çıkarıyor, üstelik daha ucuza.

Suç ve ceza anlayışındaki değişim üzerinde de duruyor yazar; artık hapishanenin istihdamın bir alternatifi haline geldiğini, ihtiyaç duyulmayan yığınla insandan kurtulmanın ve yatırımcıların güven duyacakları bir ortam yaratmanın yeni bir yolu olduğunu söylüyor. Gelecek hakkında ilginç olduğu kadar korkutucu öngörülerde bulunan Bauman'a göre yereller yerellikleri etrafına kalın duvarlar örerken, küreseller yerellikleri toplama kamplarına dönüştürme peşinde. Küreselleşme ve onun ikiz kardeşi yerelleşme, aynı amaca hizmet ediyor: parçalanma ve yabancılaşma. Küreselleşme, yerelleşmenin de küreselleşmenin de ağırlıklarını fazlasıyla hissettirdiği günümüz Türkiyesi'ni anlamak için vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor.
Küreselleşme çoğu zaman olumlu bir olgu olarak ifade edliyor. Ancak küreselleşmenin olumlu tarafı olduğu gibi insanları, toplumu olumsuz etkileyen yönü de var. Bu kitap da küreselleşmeyi bütün bir yönleri ile ele alıyor.
Yazarın cesaretinin bir ürünü olan kitap, kenarda kalan yoksulun sözleri olmuş adeta. Gelecek hakkında bahsetmiş olduklarıyla insanı hem düşündürüyor hem de korkutuyor. Kesinlikle okunmalı.
150 sayfalık kitap resmen oku oku bitmedi. Bauman kitapları bana eziyet veriyor diyebilirim. Artık bauman okuyup okumayacağımdan emin değilim. Okuduğum kitaplarının ya çevirileri sıkıntı ya da ben keyif alamıyorum. Çok verimli olmuyor kitaplar benim için. Bu kitapta öyle oldu ne yazık ki.
Küresel rekabetin her yeri saran, "çığrından çıkmış" sık karanlık ormanında kendine ite kaka yol bulup kamunun dikkatini üzerinde toplamak için, mal, hizmet, ve imajlar arzu uyandırmalı ve bunu yapabilmek için muhtemel tüketicilerini ayartmalı ve rakiplerini püskürtmelidir. Ancak bir kere bu işi başarır başarmaz, küresel kar hep daha büyük kar peşindeki sürek avı durmasın diye, çabucak öteki arzu nesnelerine yer açmalıdır. Günümüz endüstrisi cezbetme ve ayartma üretimine ayarlanmıştır. Ve cazip şeyler doğası gereği, ancak ve ancak uzaklardan, gelecekten göz kırpıp davet ediyorsa ayartıcı ve baştan çıkarıcıdır; nasıl arzu tatminden sonra sürmezse, ayartma da ayartanın teslimiyetinden sonra sürmez.
Zygmunt Bauman
Sayfa 91 - Ayrıntı Yayınları
Yanlış sorular sormak ise çoğu kez gözlerin gerçekten önemli meselelerden başka yönlere çevrilmesine hizmet eder.
Zayıf devletler,çoğu zaman bir yeni dünya düzensizliğine benzeyen Yeni Dünya Düzeni'nin,kendini sürdürmek ve yeniden üretmek için ihtiyaç duyduğu şeyin ta kendisidir.
Birliktelik değil, sakınma ve ayrılma, çağımızın megapollerindeki başlıca hayatta kalma stratejisi haline gelmiştir. Komşuları sevmek ya da onlardan nefret etmek artık mesele değildir. Komşulardan uzak durmak bu ikilemin icabına bakacak ve seçim yapmayı gereksiz kılacaktır; sevme ve nefret etme arasında bir tercih yapılmasını gerektiren durumları bertaraf etmemizi sağlayacaktır.
...''insanların, sadece başkasının iyi emirleri ya da iyi planını izleyerek iyi olamayacağı''...
Elektronikle desteklenen “sibermekân”da vücut bulan “yeni
özgürlük”e düzülen ortak methiyede kaydedilen şey, bu yeni seçkin­
ler için gücün — kadiri mutlaklık, fiziksellikten arınmışlık ve gerçeklik
oluşturma gücü ile dünya ötesi oluşun garip, bir o kadar da korkunç
karışımının— dünyevi olmayışı deneyimidir; Margaret Wertheim,
“Hıristiyanlık’taki cennet anlayışı ile sibermekân arasında bir benzer­
lik” kurmuştur. Bu dikkate değer benzetimde Wertheim şöyle der:
Nasıl ilk Hıristiyanlar cenneti maddi dünyanın kaosu ve kokuşmuşluğu­
nun ötesinde, idealleştirilmiş bir âlem olarak hayal ettilerse — ki bu, çevre­
lerindeki imparatorluk un ufak olurken fazlasıyla aşikâr bir
çözülmeydi- bu toplumsal ve çevresel dağılma çağında, günümüz
sibermekân misyonerleri de kendi âlemlerini maddi dünyanın sorunları
“üzerinde” ve “ötesinde” bir yer olarak sunuyorlar. İlk Hıristiyanlar cen­
neti insan ruhunun bedenin zaaflarından ve yanılgılarından kurtulacağı
bir âlem olarak tanıtırken, sibermekânın günümüz savunucuları ise
sibermekânı benliğin fiziksel bedenin sınırlarından kurtulacağı bir yer
olarak ayakta alkışlıyorlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Küreselleşme
Alt başlık:
Toplumsal Sonuçları
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
147
ISBN:
9789755392547
Orijinal adı:
Globalization The Human Consequences
Çeviri:
Abdullah Yılmaz
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Tabloda her şeyin bulanık göründüğü zamanlarda, hayatlarını kesinlik ve berraklığa adamış sosyal bilimciler genellikle susar ve taşların yerine oturmasını bekler. Zygmunt Bauman gibi kalburüstü düşünürler ise cesaretle belirsizliğe dalar ve bulduklarını, gördüklerini, hissettiklerini ortaya döker. İşte Küreselleşme böyle bir cüretin ürünü. XX. yüzyılın sonlarında, artık ne süper güçler ne de bu güçlerin, dünyayı bölüp her köşesine bir anlam vererek yarattıkları bütünsellik kalmamışken ve pusulaların gösterebileceği bir kuzey yokken yazılmış; ancak doğru yöne işaret ettiği her geçen gün daha açık hale gelen bir eser.

Bauman'a göre, küreselleşen güçler saltanat günlerini yaşıyor, bunun bedelini de yerelliğe çakılıp kalmış zavallılar ödüyor. Hayat toprağa, yerele bağlı olmayı sürdürüyor; oysa güç artık yurtsuz ve ne emekçilere, gençlere, muhtaçlara ne de gelecek nesillere karşı sorumluluk duyuyor. Küreselleşme bu dengesizlik üzerinde duruyor. Yereller dağarlarında ırk, millet, etnik köken, sınıf gibi ne varsa kullanarak yeni bir "biz" duygusu yaratmaya çalışırken, artık yoksullara ihtiyaç duymayan küreseller onların içlerine kapanmalarını körüklüyor.

Batı, bir zamanlar dünyayı aydınlatmak ve kendisine benzetmek için harcadığı çabayı şimdi herkesin olduğu yerde ve olduğu gibi kalması için harcıyor. Küreselleşme kitabında Bauman, küreselleşmenin getirdiği ahlâki ikilemlere çarpıcı örnekler vererek değiniyor. Yiyeceğin bol olduğu yere gitmek isteyen açlar, büyük paralar ödeyerek sonunda kendilerini "çatık kaşlar"ın beklediği yolculuklarına çürük teknelerle, kimliksiz çıkarken; zenginler uçakların birinci mevkilerinde şampanyalarını yudumlayarak küreselliğin tadını çıkarıyor, üstelik daha ucuza.

Suç ve ceza anlayışındaki değişim üzerinde de duruyor yazar; artık hapishanenin istihdamın bir alternatifi haline geldiğini, ihtiyaç duyulmayan yığınla insandan kurtulmanın ve yatırımcıların güven duyacakları bir ortam yaratmanın yeni bir yolu olduğunu söylüyor. Gelecek hakkında ilginç olduğu kadar korkutucu öngörülerde bulunan Bauman'a göre yereller yerellikleri etrafına kalın duvarlar örerken, küreseller yerellikleri toplama kamplarına dönüştürme peşinde. Küreselleşme ve onun ikiz kardeşi yerelleşme, aynı amaca hizmet ediyor: parçalanma ve yabancılaşma. Küreselleşme, yerelleşmenin de küreselleşmenin de ağırlıklarını fazlasıyla hissettirdiği günümüz Türkiyesi'ni anlamak için vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor.

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • Cezmi şeker
  • Nesih Dmr
  • Gamze Karagül
  • Ferhat Ergün
  • Gökhan Altuntaş
  • sitare
  • Ayşegül tanış
  • Ezgiiii
  • Jiladna
  • Fehime ERGÜN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (3)
9
%33.3 (4)
8
%16.7 (2)
7
%8.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%8.3 (1)
2
%8.3 (1)
1
%0