Şurası muhakkaktır ki zor ve tahakküm hiçbir zaman, hiçbir devirde devamlı olarak hak ve hakikati yenememiş, boğamamış ve kendine esir edememiştir; aksine, hak ve hakikat, çoğu kere zoru da, tahakkümü de, zulüm ve zulmeti de yenmiş, yok olmaya mahkûm etmiştir.
İmanın girmediği kalp taştan daha katı , Allah korkusunun bulunmadığı vicdan kayalardan daha hissizdir. Böyle bir kalbe ve vicdana sahip bir insanda acıma, şefkat ve merhamet aramak abestir. O insan, artık bu haliyle mânen canavarlaşmıştır ; hatta tahribatı cihetiyle canavarları bile geride bırakmıştır.
Onun Kur'an ahlâkını kendisine rehber edinmeyen ahlakçının , onun ortaya koyduğu prensipleri benimsemeyen içtimaîyatçının insanları götüreceği yer , bir başka ahlâksızlık ve huzursuzluk zemini olacaktır .