İran bugün saç örtüsü geri kaydı diye kadınların sopayla dürtüldüğü bir ülkedir. Sorgusuz sualsiz, soruşturmasız, gerekçesiz insanların bir cezaevi veya gizli bir işkence evinde çürüyüp gittiği ülkedir İran, bugün hâlâ böyledir; hatta belki yerine göre rejimin ilk yıllarından çok daha acımasızdır. Sırf rejim Amerika'ya karşı diye, bir nükleer santralin, vatandaşın vergisiyle beş misli pahalı fiyata Ruslara yaptırıldığı ve Rusya'nın bu santrali on yıl gecikmeli teslim ettiği ülkedir burası. Sorumlu kimsenin de yüzü kızarmaz bundan, yüzü kızaran kalamaz zira burada. Gerçekler acıdır İran'da. Acı ve acıtıcı.
İnsanlık milyon yıldır dünya yüzünde ve asırlardır dünyanın farklı coğrafyalarında yaşadığı tecrübeler ve hissiyatı çerçevesinde yazmakta çizmekte. Birinin diğerine olan üstünlüğü iddiası ancak kişisel zevke göre göreli olabilir.
"Aynaya baktım. Karşımda bir insan yüzü vardı. Kırılgan, yaşayan, sevilen, geçici bir yüz. Cildimi yakından inceleyerek siyah nokta aramadım. Kaküllerimin kabarıklığıyla da uğraşmadım. Görünümüme dair hiçbir şey düşünmedim. Dümdüz aynaya baktım. Karşımda bana bakan gözlere diktim gözlerimi ve kendi kendime “ah zavallım, zavallı çocuk" diye düşündüm. Sanırım ilk defa yüzümü bu şekilde gördüm. Bütünüyle."