İnsanın Düşünmekten Canı Yanar mı?

·
Okunma
·
Beğeni
·
769
Gösterim
Adı:
İnsanın Düşünmekten Canı Yanar mı?
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051852089
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Bu kitabın yazarını televizyon ekranından tanıyoruz daha çok. Sözünü sakınmayan, dobra dobra konuşan, gazetecilik geleneğinin hakkını vermeye çalışan biriydi Mengü. Burada, bu kitapta da aslında tüm bunları beraber yapıyor: Sözünü sakınmıyor, kitapta bahsettiği insanların çoğuyla ve okuyucusuyla dobra dobra konuşuyor, gazetecilik geleneğinin hakkını vermeye çalışıyor.

2009 yılında, genç bir muhabir İran’a giderse neler olur? Dahası, 2009 yılında genç bir muhabir olan Nevşin Mengü İran’a giderse neler olur? Gazetecilik yapar ve bir yandan gördüklerini, hissettiklerini, yaşadıklarını kaydeder. Ortaya bu “anlatı” çıkar böylelikle.

İnsanın Düşünmekten Canı Yanar mı? hassas zamanların kitabı. Hassas zamanları adeta sıradanlaştırmış bir ülkenin gazetecisinden, komşu ülkeye bakan bir ilk kitap.

“İyiler yine kaybetti sonuçta İran’da. Hep öyle olmuyor mu son dönemlerde buralarda.
160 syf.
·11 günde·Puan vermedi
İran, yasakların ülkesi. Başörtüsünden tut müziklerine kadar türlü kısıtlamaların ve zorlamaların diyarı. Dönem dönem yasakların uygulandığı ama bu yasakların hiç bitmediği ülke. Seçimlerde demokratik olduğunu savunan ama Rehber Hamaney’in adayları belirlediği daha sonra da halkın(!) iradesiyle yapılan seçimler..
Aşırı komplike bir ülke, Nevşin Hanım anlattıkça boğulacak gibi oldum defalarca. Nevşin Mengü Trt’de çalıştığı yıllarda İran’a yabancı basın olarak bir tür görevlendirmeyle gidiyor. Tam da gittiği sıralar İran’ın sır gibi sonuçlanan 2009 seçiminin ve sonrasında yaşanan olaylarına denk geliyor. Yönetimden bıkmış usanmış İranlılar’ı anlatıyor, acının hakim olduğu ülkeyi anlatıyor, o anlattıkça ben hayretler içinde kalıyorum.
Sırf kadının başörtüsü geriye kaydı diye ahlak polislerinin köşebaşında nöbette durduğu anlar, kadınların iş hayatlarında günlük hayatlarında yaşadıkları sınırlamaları okudukça en azından kendi ülkemize şükrediyorum. Hoş gerçi İranlı kadınlar da Nevşin Hanımın anlattığına göre Suud kadınlarına nazaran kendilerine şükrediyorlarmış sırf kendileri araba kullanabildikleri için..
Bu kitapta siyaset ağırlıkta gibiydi ama benim aklıma takılan kısımlar bunlar oldu açıkçası. Bir ülke yönetimine baktığımda o ülkenin önce hukuku, daha sonra insanlara sağladığı huzur, mutluluk, refahı ve ekonominin işleyişi. Bunlar önemlidir bence ve bu saydıklarımı İran’da hep eksik olarak görüyoruz. Bu böyle gelmiş böyle gidecek hesabı yaşanan bir ülke İran.
Daha anlatılacak çok şey var aslında.. Kitabı tavsiye ediyorum bu ülke hakkında az da olsa bilgi edindirdi bana.
160 syf.
·1 günde
Nevşin Mengü 2009 İran seçimlerinde Trt muhabiri olarak İran'a gidiyor.Seçimin toplumsal yansımasını inceliyoruz bir gazeteci gözüyle. İran başka bir dünya. Hayretle okuyorum, böylesi var mıdır diyorum içimden.
Nevşin Mengü dili diye bir şey var tabii.
Bunu yazımından, üslubundan hissediyorsun. Onun gözüyle okumak, görmek bambaşka.
Fakat olaylar siyasal ve toplumsal bakıştan çok bir de Mengü 'nün yaşadıkları.
Örtü takmak zorunda kalması,bu konuda hissettikleri.
İrşad polisleri. Baskı, baskı, baskı..
Okurken boğuluyorum sanki. Bütün bunlar sorgulamaktan asla taviz vermeyen insanlar olmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
İnsanın düşünmekten canı yanar mı?
Pekala yanar...
Kitap güçlü sosyolojik tespitleriyle birlikte samimiyetle yazılmış. Nevşin Mengü İran'da muhabirlik yaptığı sıralarda dönemin siyasi olaylarını , İran'ın kadına bakışını , İran'ın ekonomi ve toplumsal akışını okura nesnellik içerisinde yansıtıyor.
160 syf.
·10/10
Türkiye'nin saygın ve cesur gazetecilerindendir sevgili Nevşin Mengü. O kadar cesur ve inatçı ki hayat şartlarıyla uzaktan yakından alakası olmayan bir ülkeye gidip orada bir kadın olarak tek başına haber peşinde koşmuştur. Anıları ve kendi perspektifinden İran siyasetinden bahsediyor kitapta. Herkesin okumasını tavsiye ederim. Hâlâ okumak için fırsat kolluyorum.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İranı öğrenmeye başladıkça aslında ülkemin bu yolda olduğunu kavramaya başladım "yanlışa yanlış diyemezsin, haksızlığa haksızlık diyemezsin" daha güzel anlatılabir mi...
160 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Kitap İran'ın siyasetini ve sistemin nasil işlediğini anlatıyor.

Özellikle 2009 İran seçimlerinde yaşananları, dolayisiyla yazarın kendiside orada oldugu icin yaşadıklarını anlatıyor.

Yalnız iki ülke arasında bazı benzerlikler var ki çok sasiriyorsunuz. Okurken acaba burasi Türkiye mi dediginiz oluyor.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Cidden çok başarılı bir çalışma olmuş. İran hakkındaki rejim (!) sosyal hayat ve kadınlar ile alâkalı gerçekleri öğrenmek istiyorsanız bu kitabı okumanız isabetli olur.
İran bugün saç örtüsü geri kaydı diye kadınların sopayla dürtüldüğü bir ülkedir. Sorgusuz sualsiz, soruşturmasız, gerekçesiz insanların bir cezaevi veya gizli bir işkence evinde çürüyüp gittiği ülkedir İran...
İnsan o kadar çabuk adapte olabilen bir canlı ki, yasakları da hemen içselleştiriveriyor bazen, sevmesen de tiksinsen de, o yasak, o kafa yapısı geliyor senin bir parçan oluveriyor.
'79 devrimi, özgürlük rüzgarıyla beraber geldi ama rüzgar çabuk döndü: Bir yılı buldu bulmadı, tutuklamalar başladı. Solcular, liberaller, İslamcı olmayanlar, yüzlercesi, binlercesi içeri atıldı. Hapishaneler öyle bir doldu, öyle bir taştı ki, yenilere yer kalmadı. Devrimin kanlı yüzü işte orada ortaya çıktı. Humeyni'nin emriyle cezaevindekiler, yargısız, sorgusuz, sualsiz infaz edildi. Bir gecede yüzlerce binlerce yaşlı, genç; kadın, erkek öl-dü-rül-dü.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanın Düşünmekten Canı Yanar mı?
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051852089
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Bu kitabın yazarını televizyon ekranından tanıyoruz daha çok. Sözünü sakınmayan, dobra dobra konuşan, gazetecilik geleneğinin hakkını vermeye çalışan biriydi Mengü. Burada, bu kitapta da aslında tüm bunları beraber yapıyor: Sözünü sakınmıyor, kitapta bahsettiği insanların çoğuyla ve okuyucusuyla dobra dobra konuşuyor, gazetecilik geleneğinin hakkını vermeye çalışıyor.

2009 yılında, genç bir muhabir İran’a giderse neler olur? Dahası, 2009 yılında genç bir muhabir olan Nevşin Mengü İran’a giderse neler olur? Gazetecilik yapar ve bir yandan gördüklerini, hissettiklerini, yaşadıklarını kaydeder. Ortaya bu “anlatı” çıkar böylelikle.

İnsanın Düşünmekten Canı Yanar mı? hassas zamanların kitabı. Hassas zamanları adeta sıradanlaştırmış bir ülkenin gazetecisinden, komşu ülkeye bakan bir ilk kitap.

“İyiler yine kaybetti sonuçta İran’da. Hep öyle olmuyor mu son dönemlerde buralarda.

Kitabı okuyanlar 67 okur

  • Ara Söz
  • Nuran bakan
  • Mrvt yzc
  • Yahya Arslan
  • Nurgül Kızıltaş
  • Deniz
  • Bedir
  • Gülfer yüksekdağ
  • Aslan Kazemi
  • Eda Sarac

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28 (7)
9
%32 (8)
8
%20 (5)
7
%12 (3)
6
%8 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0