Omertà, Mario Puzo'nun okuyup bitirebildiğim ilk romanı... Klasik bir mafya intikam öyküsü olması bir yana karakterin ve romanın geçtiği yerlerin tasvirleri yüzeysel olarak kalmış ve daha çok romandaki olaya odaklanılması gerektiği göz önünde bulundurulmuş. Amerika'nın yerel polis departmanından tutun da FBI'ın mafyalarla olan kirli ilişkilerinin sümen altından nasıl yürüdüğünü ve Amerika'da ki yasaların, nasıl kirli işler için punduna getirildiğinin işlenişi ve kitabın akıcılığı bu bakımdan gayet iyiydi. Ayrıca yazar, ana karakteri geçmişe de götürerek birtakım olayları anlamamıza, kimin kimle nasıl ilişkisi olduğunu da kitaba iyi yedirebilmiş ve konu bütünlüğü sağlanmış. Romandaki ağır atmosfer kitabın ilk başından sonuna kadar korunmuş açıkçası bu da benim için okunabilecek lezzette olduğunu gösterdi.
İşin açığı kitaptaki birkaç karakter dışında kimse iyi değil. Belki vicdanlara dokunacak şeyler olsa da neticede yasadışı oluşumların yediği haltları okuyoruz :)
Omertà, Mafya Suskunluk Yasası demek. Sicilya'da bir zamanlar hakim bir mafya babası olan yaşlı Baba Zeno, ölmeden önce küçük oğlu Astorre'u yanındaki sadık adamlarından biri olan Baba Aprile'ın gözetimine bırakmıştır. Onu Amerika'ya götüren Baba Aprile, Amerika'da ün salmış ama kendisinin ve üç çocuğunun geleceğini garanti altına alarak mafyacılık işlerinden elini eteğini çekmiştir. Çocuklarını kendi işlerinden uzakta olarak büyütmüş ve yeğeni olarak gördüğü Astorre'u da kendisi gibi yetişsin diye Sicilya'da ki mafya babası eski dostu Bianco'nun yanına vermiştir ama tabiki hâlâ Baba Aprile'ın himâyesi altındadır. Bir zaman sonra Sicilya'dan Amerika'ya dönen Astorre artık yetişkin bir adamdır ve işte kitap ana karakterimiz Amerika'ya amcası olarak gördüğü Baba Aprile'ın yanına geldikten sonra başlıyor.
Mario
Spoiler içerir.
Bir mafya liderinin öldürülmesi üzerine gelişen kitap suikastler ve entrikalarla dolu oldukça sürükleyici. Adı "suskunluk yemini" anlamına gelen - mafya içinde geçerli bir kural - gerilim dolu bu roman intikam üzerine kurgulanmış ve temposu hiç düşmüyor. Mario Puzo'nun önceki romanlarını okuduysanız bunu da seveceğinize eminim.
Dünyaca ünlü mafya üçlemesinin ( The Godfather , 1969 ve The Last Don ,Omerta) yazarı olan Mario Puzo'nun 1999 yılında ki ölümünden sonra yayınlanan (2000) son kitabı Omerta, New York’un Mafya liderlerinden Raymonde Aprile , suçtan uzak iyi bir şekilde yetiştirdiği işi yerinde olan çocukları Nicole(kadın avukat),Marcantonio (televizyon şirketi sahibi), Valerius(subay) ve Aprile'in babasını öldürdükten sonra evlatlık aldığı Astorre'un mafya lideri Raymond Aprile'ın yerini alıp mafya hikayesini ve Cilke(FBI) ile mücadelesini ,gerilim, mizah dolu ve şaşırtıcı bir şekilde anlatıyor. İsmi Omerta (suskunuk yasasının) geçyiği kitap ,Amerika(New York) ve (Sicilya) İtalya'da geçerken kitap tempolu ve akıcı dille yazılmış. Çocukları,yeğeni ve FBI dışında birçok ana karaktere sahip bu mafya kitabı,en iyi mafya kitapları arasında ki yerini günümüzde dahi koruyor.
2021 yılında yabancı yazarları okuyarak başladığımız serüvende 2022 ve 2023 yılını şimdiye kadar yerli yazarlar okuyarak geçirmiştik. En çok özlediğim ise açık ara Mario Puzo olmuştu. Omerta yani Suskunluk Yasası ise okumayı en çok beklediğim kitaplarının başında geliyordu. Zaten çok fazla seçeneğimiz de yok kitapları özelinde. O yüzden hızlıca başlayalım.
Yine klasik bir New York başlangıcı bizleri bekliyor. Zaten ABD'ye göç etmiş İtalyan mafyaları özelindeki romanları onun tek ve en önemli tarzı. Raymondo Aprile ise New Yorklu bir mafya lideri ve onun uğradığı suikastın öyküsü ise kitabın konusu. Aprile’nin en önemli felsefesi ise karşımıza “Merhamet kötü bir alışkanlık” şeklinde başlayan bir cümle ile çıkıyor. Astorre ise yerine geçmesi için yetiştirdiği ve suikast sonrası merhamet edip etmeyeceğini beklediğimiz ana karakter olarak karşımıza çıkacak. Tabi burada birkaç soru da var.
İlginç olarak çok fazla yer verilmeyen polisleri görüyoruz kitapta. Mafya kitaplarında olsun günümüz dizi ve filmlerinde olsun işin içinde mafya varsa açıkçası kolluk kuvvetlerine yer verilen eserler çok fazla olmaz. Burada ise FBI ajanı Kurt Cilke karakteri karşımıza çıkacak. Bunun yanında cinayet için birkaç alternatif daha var. Timmona Portella gibi bir mafya lideri de olabilir, karanlığın temsilcisi Marriano Rubio mu? Göreceğiz.
1967 yılına geldiğimizde yine karşımıza Sicilya çıkıyor. Sicilya deyince aklımıza (tüm Mario Puzo hayranları başta olmak üzere) Mafya ve Baba’lar gelir. Vincenzo Zeno ise burada karşımıza çıkan Büyük Baba. Grandfather olarak değil de Grande Father olarak söyleyelim ki eş anlamlı kelimelerden kafamız karışmasın. Aynı zamanda daha güncel olarak belirtirsek, teşbihte hata olur mu, son kabadayı Seyfo Dayı tarzı bir adam olduğunu söyleyebiliriz. Tamamen mafya
Kitap, emekli mafya patronu Don Raymonde Aprile'nin öldürülmesi ve ardından gelen olayları konu almaktadır. Aprile'nin evlatlık oğlu ve yeni mafya lideri Astorre Viola, babasının ölümünden sonra, mafya ve düşmanlarıyla mücadele etmek ve adaleti sağlamak zorundadır. Kitap, Astorre'nin intikam hikayesini ve ahlaki ikilemleri anlatırken, mafya dünyasının karmaşık ilişkilerini ve kurallarını da sergilemektedir.
Eğer mafya dünyası ve suç romanlarına ilgi duyuyorsanız, "Omerta" özellikle Mario Puzo'nun önceki eserlerini beğendiyseniz, bu kitabı da okumanızı öneririm. Ancak, şiddet ve suç içeren temalar nedeniyle, hassas okuyucular için uygun olmayabilir. Puzo'nun detaylı anlatımı ve gerçekçi karakterleri, okuyucuya mafya dünyasının iç yüzünü göstermekte başarılıdır. Bu tür hikayeleri ve karmaşık karakterleri seviyorsanız, "Omerta" sizin için iyi bir seçenek olabilir.
Omerta da Mario Puzo okuma maratonum için ikinci kez okuduğum kitaplardan biriydi. Tek başına düşünüldüğünde fena sayılmaz ama dördüncü mafya romanını yazan Puzo için yeni bir şey yok bu kitapta ve yazarın kendini tekrar edişini gözlemlemek mümkün. Yine de Puzo Puzo'dur ve kimse bu alanda ondan daha iyi değildir.
Mario Puzo'nun usta kalemiyle kaleme alınan Omerta, okurları mafya dünyasının karanlık dehlizlerine sürükleyen sürükleyici bir roman. Suskunluk yasası anlamına gelen Omerta, sadece bir kelimeyi değil, mafya kültürünün temelini oluşturan bir yaşam tarzını temsil ediyor.
New York'un güçlü mafya liderlerinden Raymonde Aprile, bir suikaste kurban gider. Ölüm döşeğindeyken yeğeni Astorre'ye vasiyetini bırakır: "Merhamet kötü bir alışkanlıktır. Gücümüzü hak ettiğimizi kanıtlamalıyız." Bu vasiyetle Astorre, sadece amcasının intikamını almakla kalmaz, aynı zamanda Omerta'nın sessizliğinde kaybolan bir dünyanın kapılarını da aralar.
Mario Puzo, Baba romanı ile dünya çapında ün kazanan efsanevi bir yazardır. Mafya dünyasını anlatan eserleriyle tanınan Puzo, Omerta'da da bu ustalığını konuşturuyor. Gerçekçi karakterler, sürükleyici bir hikaye ve çarpıcı diyaloglar ile Omerta, Puzo'nun hayranlarını ve gerilim severleri kesinlikle tatmin edecek bir eser.
Omerta'yı Neden Okumalıyız?
- Mafya dünyasının gizemli ve karanlık atmosferine dalmak için
- Suskunluk yasası Omerta'nın derinliklerine inmek için
- Gerilim dolu bir hikayenin peşinden koşmak için
- Mario Puzo'nun usta kalemiyle yazılmış bir eseri okumak için
Baba kitabından sonra çok sarmadı yinede konu akıcı işlenmiş.Biraz sıkıldım açıkçası ,yazarın işi zor bir baş yapıttan sonra ,mafya ile ilgili kitaplar çok sarmıyor beni.
Baba’dan müthiş bir mafya roman;
İtalyan mafyalarının anlatıldığı romanda olağanüstü bir kurguyla harmanlanmış eser, zamanın zulüm kokan aynı zamanda merhametli mafyanın ölüm döşeğindeyken, varisini yaşamını yaşamamısı için oğlunu yakın arkadaşlarından birine vermesi için tabi tuttuğu ön izleme olağanüstüydü açıkçası. Fakat daha sonra Baba Aprile ile başlayan şaşırtan Astorre profili açıkçası biraz hüzün dolu dakikalar yaşattı. Çünkü inceleme başında yazdığım gibi yaşamını yaşamaması için yakın arkadaşlarından birine evlatlık olarak verilmişti ama Babanın unuttuğu şey evlatlık verdiği adamın da kendisi gibi bir mafya Babası olmasaydı. Aprille amca kendinden uzaklaştırmak istese de aslında öz Babası ve kendisi gibi bir mafya örgüt lideri çıkartmıştı ortaya, kötü mü oldu bence intikamını aldığı ve mutlu sonla bitirdiği için gayet muhteşem oldu.
Gerçek ve kült olmuş mafya babalarından hemen hemen sonuncusu olan Vincenzo artık çok yaşlanmış, ölüm döşeğindedir. Ölmeden önce kendisine en yakın olan 3 adamını yanına çağırır. Çok küçük olan oğlunu bu 3 adamdan birine teslim edecektir. Vincenzo zeka, acımasızlık ve gücü temsil eden bu 3 kişiden acımasız olan Raymond'u tercih eder. Yıllar sonra küçük oğlan Astorre büyür fakat evlatlık verildiği lider Raymond ansızın bir suikaste kurban gider. Astorre bu noktadan sonra bir başka mafya lideri, eski ve palazlanmış bir FBI ajanı ve karanlık bir diplomat arasında katili bulmaya çalışırken iç dengeleri de gözetmek zorundadır. "Ne olursa olsun, hiç konuşmayan hayatta kalacaktır."
Özellikle Baba (The Godfather) adlı romanı ve filmiyle tanınmış, suç ve mafya filmleri tarihine damgasını vurmuştur.
1969'a değin çeşitli riskler alarak kitaplar yazan Puzo, geniş kitlelere ulaşamadı. Bu dönem maddi bir sıkıntı da çeken Puzo büyük bir kumar oynayarak Godfather'ı yazıp varını yoğunu bu projeye yatırdı. Şans kendisine güldü ve Godfather tüm Amerika ve dünyada bestseller oldu. 1972'de Paramount film stüdyosuyla anlaşan Puzo, yönetmen Francis Ford Coppola ile senaryoyu yeniden uyarlayarak Bölüm I'i oluşturdu. Tüm dünya üzerinde olay yaratan film Hollywood'un son yıllarda çizdiği kötü imajı sildi ve bir anlamda prestijini kurtardı. Puzo Bölüm II ve III'te de ustalık işi çıkararak servetini artırdı.
Yazar ayrıca Sicilyalı, Last Don, Omerta, Dördüncü K, Ana gibi önemli yapıtlara imza atmış yeni başarılar elde etmişti. 1999'da ölmeden önce Godfather Bölüm IV üzerinde çalışmalarını sürdürmekteydi. Yazar ölünce proje iptal edildi. Ayrıca Mark Winegardner tarafından Godfather Returns (Baba Döndü) ve Godfather Revenges (Baba'nın intikamı) adıyla Baba serisine devam edildi.